Takvim nedir?

Takvim nedir?

Takvim nedir?

Takvim ne demektir? Takvim kelimesinin anlamı nedir?

Zaman, insanlıkla başlamış, düşünmesi ve algılanması güç, soyut bir kavram olup; toplumdan topluma düzenleme yönünden farklılık gösterir. Zaman kavramı ve ölçüleri itibaridir. Uzaklık-yakınlık, uzunluk-genişlik, hacim gibi şeylerin ölçülerinde olduğu gibi, zaman ve onun ölçeği de itibaridir. İnsan olmasaydı zaman kavramı da olmazdı.Tarih içerisinde bir kısım toplumlar gelişmiş takvimler oluşturmayı başarmış, ötekiler bunu başaramamış görünse de, her toplum zamanı belli bir kronolojik sistem çerçevesinde algılamış ve hayatını buna göre düzenlemiştir.

İnsanların doğada bazı şeylerin periyodik bir döngü içerisinde olduğunu fark etmeleri zaman kavramını hissetmelerini sağlamıştır. Mevsimlerin değişmesi, ağaçların yılın belli bir döneminde meyve vermesi, hayvanların mevsimlere göre davranışları gibi gözlemler tekrarlanan zaman algısı olarak ilk insanların dikkatini çekmiştir. Bu tür periyodik tekrarlanan olaylar ve süre giden olayların ilkel biçimde not alınmasıyla ilk takvimlerin temeli atılmış oldu.

Kültür ve medeniyet alışverişi yoğunlaştıkça kronolojik sistem çeşitli değişiklikler geçirmiş ve her toplum gelişim durumuna göre takvimini geliştirmiş veya değiştirmiştir. Bunun en tipik örneğine Türk Tarihinde rastlıyoruz. Türkler, tarihleri boyunca On iki Hayvanlı, Hicrî, Celâli, Rumî ve Milâdî Takvim gibi çeşitli takvimleri kullanmıştır.

Ayrıca insanların kendilerini bir süreç içinde görmeleri, örneğin doğumdan ölüme uzanan sürecin gözlemlenmesi, ekinlerin büyümesi süreci gibi olgular da akıp giden zaman kavramını doğurmuştur.

Zaman kavramı, insanın ve toplumun değerleri ve dünya görüşünün şekillenmesinde etkin bir rol oynamaktadır. Bu bakımdan ölçümü, hesaplanması ve dolayısıyla da kronoloji ve takvime dönüşmesi büyük bilgi birikimi gerektirir. İnsanların zaman kayıtlarını ilk olarak tutmaya başlaması olayında; fizikî çevre, gökyüzü, güneş, ay, yıldızlar, gece, gündüz, mevsimlerin devri ile ilgili gözlemlerinin önemli etkisi bulunmaktadır. Mısırlıların, Ay’ın evrelerine dayanan bir takvimden yararlandıkları ve yılı taşkın, ekim ve hasat zamanlarına göre üç tabii mevsime ayırdıkları bilinmektedir.

Takvimlerde zaman; yüzyıl, yıl, ay, hafta, gün şeklinde bölünerek düzenli bir sırayla gösterilir. Günlere ve aylara sahip oldukları kültürlerce isimler verilmiştir. Takvimin; sosyal, dini, ticari, idari amaçlarla ve en küçük biriminin “gün” olarak belirlendiği bir çizelge olduğunu söyleyebiliriz.

Takvimlerde süreler, genellikle güneş ve ay döngüsü gibi bazı doğal olaylarla ilişkilendirildiği gibi, hasat zamanı, suların yükselmesi veya çekilmesi gibi olaylar ile de ilişkilendirilmiştir. Birçok toplum kendi ihtiyaçlarına uygun modelli takvimler kullanmışlardır.

İnsanlık zamanı; saat, gün, hafta, ay, mevsim, yıl, asır (yüzyıl), milenyum (binyıl), devir, çağ gibi belli periyotlara bölerek düzenli bir sistem çerçevesinde algılama ve toplumsal yaşantıda kullanmayı, ilk olarak Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında başlamıştır. M.Ö. 4. binden beri insanlar takvimi kullanmakta; Sümerler, Babilliler, Mısırlılar, Hititler, Yunanlılar, İbraniler, Romalılar, Aztekler, Mayalar, Çinliler, Hintliler, Tibetliler, Türkler, Araplar gibi millet ve topluluklar değişik takvimler meydana getirmeyi başarmış bulunmaktadırlar.

Kronolojik sistemler ve takvimlerde, olayların oluş sırasına göre sıralanması ihtiyacı bir tak­vim başlangıcı belirlemeyi zorunlu kılmış, genelde toplumlar için hayatî önem taşıyan olaylar başlangıç alınmıştır.Örneğin;

-İbraniler, Yaradılışın (Tekvin) başlangıcı olduğuna inandıkları M.Ö. 3761 yılını,

-Yunanlılar, ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı kabul edilen M.Ö. 776 yılını,

-Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu sayılan M.Ö. 753 yılını,

-Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın doğumunu(Milât)-0-,

-Müslümanlar, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye M.S. 622’de gerçekleşen, Hicret’ini takvim başlangıcı olarak almışlardır.

Tarihte pek çok takvim kullanılmıştır ve günümüzde de takvimlerde bir çeşitlilik mevcuttur.

İlk Babil takvimleri kameri ayı temel alan bir sistemdi. Birbirini izleyen iki dolunay arasındaki 29,5 günlük dönem bir ay olarak hesaplanıyordu.

Güneş yılını temel alan ilk takvim eski Mısır’da görülür. Sirius yıldızının, Her sene taşan Nil Nehri’nin taşmasından hemen önce sabaha karşı parlaması Mısır yıllık takviminde başlangıç günü olarak kabul edilmişti.

Maya halkı ise geçmiş ve geleceğe yönelik olan ve periyodik olaylarla ilişkilendirilmemiş bir sistemle takvimlerini oluşturmuşlardı.

Türklerin en eski takvimi “12 hayvanlı takvim” olarak bilinir.

Roma Kralı Julius Sezar’ın İskenderiyeli astronom Sosigenes’in Önerisiyle M.Ö.45 yılında güneş yılı takvimini hayata geçirmiştir. Julius Sezar adına ithafen de bu takvime “Jülyen Takvimi” denilmiştir.

M.S. 1582 yılında Papa XIII. Gregoris, Jülyen Takvimi’nde reform yaparak “Gregoryen Takvimi”ni oluşturmuş oldu.

“Hicri Takvim” ayın dünya çevresindeki dönüşünü temel alan ve Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden bir takvimdir.

“Rumi Takvim”; Miladi 1840 (Hicri 1256) yılına kadar “Hicri Takvim” üzerine, bu tarihten sonra ise dünyanın güneş etrafında dönüşünü temel alan “Şemsi Takvim” sistemi üzerine kurulmuş karma bir takvim sistemidir.

Hicrî Takvim için Hicret’in esas alınışı, doğrudan Hz. Muhammed devrinde değil, toplumsal hayatla ilgili düzenlemeler ve ilişkilerde kendini gösteren aksaklık ve ihtiyaçlar nedeniyle Hz. Ömer döneminde olmuştur.

Takvim başlangıcı olarak, güneş, yıldızlar ve gezegenlerin belirgin durum ve hare­ketleri; mevsimlerin devri ve buna bağlı olarak tabiatta gözlenen durum ve gelişmelerin de bazı takvimlerde esas alınmıştır. İlkbahar’ın başlangıcı sayılıp, 21 Mart tarihinde kutlanan Nevruz’un aslında böylesine bir döneme işaret ettiği bilinmektedir. Hıristiyanlıktaki Noel kutlamaları, Hz. İsa’nın doğum günü olduğu sanılan yılın yaklaşık en uzun gecesi(21) 24 Aralık’a rastlamaktadır.

Tarihte pek çok topluluk böylesine gelişmiş tak­vimler oluşturmayı başaramamış, zamanı ve mekânı belli bir kronolojik sistem çerçevesinde algılamış ve hayatlarını buna göre yaşamışlardır. Ama kültür ve medeniyetlere beşiklik etmiş toplumlarda Kronoloji; Tarih, Arkeoloji, Antropoloji, Etnoloji, Filoloji, Nümizmatik, Sosyoloji ve Psikoloji gibi Sosyal(Beşeri) Bilimlerin yanı sıra, Astronomi(Rasat), Fizik, Kimya ve Matematik bilimlerinden de yararlanmış ve çok hassas takvimlere esas oluşturmuştur.

Günümüzde çoğunlukla “Miladi Takvim” kullanılmaktadır.

Takvim nedir?

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.