Ahirete iman ne demektir?

Dünya ölüm ahiret

Ahirete iman ne demektir?

Sihir ve büyü ile uğraşmak büyük günahlardan sayılmıştır. Bizler gaybı ve geleceği ancak Allah’ın bileceğini unutmamalıyız. Sadece Allah’tan (c.c.) yardım istemeliyiz. Gücümüzü aşan tehlikelerden ve kötülüklerden Allah’a (c.c.) sığınmalıyız. (Nâs suresi, 1-6. ayetler.) Her işimize Allah’ın (c.c.) adıyla başlamalıyız. Yaşamımızda temizliğimize özen göstererek dua ve ibadetlerimize devam etmeliyiz.

Yüce Allah’ın (c.c.) bizlere verdiği sağlık nimetini özenle korumalıyız. Hastalandığımız zaman mutlaka doktora başvurmalıyız. Cahil insanların, fal, sihir ve büyü gibi işlerle uğraşanların tuzağına düşmekten sakınmalıyız. Bu tür batıl inançlarla zamanımızı boşa harcamamalıyız. Geleceğimizi şansa ve kötü niyetli insanların eline bırakmamalıyız. Geleceğimizi, öğrenerek, düşünerek, araştırarak ve çalışarak hazırlamalıyız. Dinimizi temel kaynaklarından doğru bir şekilde öğrenmeye çalışmalıyız.

Ölüm yok olmak değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır.

Her canlı, doğar, büyür ve belli bir süre yaşadıktan sonra ölür. Çevremize baktığımızda bu durumun bütün canlılar için geçerli olduğunu görürüz. Örneğin toprağa atılan bir tohum, bir süre sonra filizlenir, büyür, olgunlaşır, sonra kurur ve yeniden toprağa karışır. İnsan doğar ve kendisi için belirlenen süre kadar yaşadıktan sonra ölür.

“Ey insanlar! Dünya geçici ev, ahiret ise kalıcı yurttur. Geçici evinizden kalıcı yurdunuza azık alın. Bedeniniz dünyadan çıkmadan önce, kalbinizi dünyadan çıkarın.

Dünyada imtihan ediliyorsunuz. Oysa dünyadan başka bir yer için yaratıldınız. Bir kimse öldüğünde insanlar; ‘Ne miras bıraktı?’ derler. Melekler ise ‘Ahirete ne gönderdi?’ diye sorarlar.”

Hz. Ali Ebu’l-Hasan Muhammed Râdi, Nehcü’l-Belâğa, 203. Hutbeden.

Ölüm, hayatın değişmez bir gerçeğidir. Yüce Allah (c.c.) bu gerçeği Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade etmiştir: “Her canlı ölümü tadacaktır…” (Âl-i İmrân suresi, 185. ayet.) Buna rağmen ölüm, insanların çoğu için daima korkulan ve istenmeyen bir durum olmuştur. Herkes öleceğini bilir ama öleceğini kabullenmek istemez. İnsanın ölümden kaçışının iki temel sebebi vardır. Bunlardan biri sevdiklerini kaybetme endişesidir. Diğeri ise ölümle birlikte ebediyen yok olma korkusudur.

Ahiret inancı, insanı yok olma korkusundan kurtarır. Çünkü ahirete inanan insan için ölüm, geçici hayatın son bulması, yeni ve sonsuz bir hayatın başlaması demektir. Bu durumda ölümden kaçışın bir anlamı yoktur. Önemli olan, ölüm gerçeğini unutmamak ve ona hazır olmaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) “İnsanların en akıllısı, ölümü unutmayan ve ona hazırlıklı olan kimsedir.” (İbn Mace, Zühd, 31.) buyurarak bu gerçeğe işaret etmiştir.

Ahirete inanmak, İslam inanç esaslarından biridir. Ölümden sonra sorgulanacağımıza ve yaptıklarımızın karşılığını alacağımıza inanmak anlamına gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette, ahiret inancı Allah’a (c.c.) imanla birlikte yer almaktadır. Yine Kur’an’da dünya hayatının geçici, ahiretin ise ebedî olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle insanların, dünyanın geçici zevklerine kanmamaları öğütlenmiş, daha hayırlı ve kalıcı olan ahiret mutluluğunu elde etmeleri tavsiye edilmiştir. Allah (c.c.) bir ayette bu durumu şöyle ifade etmiştir: “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Sorumluluk sahibi olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmiyor musunuz?” (En’âm suresi, 32. ayet.)

Kur’an-ı Kerim’de ahiret inancı ile ilgili ayetler nelerdir?

“Bugün kimseye haksızlık yapılmaksızın herkese kazandığının karşılığı verilir. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” (Mü’min suresi, 17. ayet.)

“Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helak eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar.” (Câsiye suresi, 24. ayet.)

“Sizi boş yere yarattığımızı ve huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn suresi, 115. ayet.)

* Ahiret hayatı gayp konusu içerisinde yer aldığı için bu konuda tek bilgi kaynağımız vahiydir.

* Ahiret hayatı insanı yok olma korkusundan kurtarır ve sorumluluk bilincini artır.

* Ahiretin varlığı adalet ilkesinin bir gereğidir.

* Ahiretin varlığına inanmak imanın şartlarındandır.

* Ölüm bütün canlılar için Allah’ın değişmez bir kanunudur.

* Ölüm dünya hayatının sonu ahiret hayatının başlangıcıdır.

Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
(Necip Fazıl KISAKÜREK, Çile, s. 152.)

Kasas suresinin 77. ayetinde ise “Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste ama dünyadan da nasibini unutma…” buyrularak dünya hayatının da ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Çünkü ahiretteki mutluluk, dünyadaki yaşayışa bağlıdır.

Ahiret hayatının niteliği ve ahiretteki durumlar, duyular ötesi ve gayba ait konulardır. Bu nedenle bu konuda tek bilgi kaynağımız vahiydir. Akıl ise adalet, sorumluluk, sonsuzluk, insanın başıboş yaratılmadığı fikrinden hareketle ahiret hayatının varlığını kabul eder. Kur’an ayetleri bu hususlara açıklık getirmektedir. (Câsiye suresi, 21, 22, 26-27. ayetler; Sâd suresi, 27, 28. ayetler;)

Ahiretin varlığına inanmak, adalet ilkesinin bir gereğidir. Çünkü bu dünyada insanlar yaptıkları iyiliklerinin ve kötülüklerinin karşılığını her zaman ve tam olarak alamayabilirler. Çeşitli nedenlerle adalet yanıltılmakta, kötülük yapanların kötülükleri yanlarına kalmaktadır. Ancak ahirette herkes, yaptıklarının karşılığını eksiksiz olarak alacaktır.

İnsan, sorumluluk sahibi bir varlıktır. Çünkü insan başıboş ve amaçsız yaratılmamıştır. Mü’minûn suresinin 115. ayetinde bu durum şöyle dile getirilmiştir: “Sizi boş yere (bir anlam ve amaçtan yoksun olarak) yarattığımızı ve bizim huzurumuza dönüp hesap vermeyeceğinizi mi sandınız?” İnsana birtakım sorumluluklar ve görevler verildiğine göre bunların bir karşılığı (bedeli) olmalıdır. Bu görevleri yapanlar mükâfatını almalı, yapmayanlar cezasını çekmelidir. Bu da tam olarak ancak ahirette gerçekleşecektir.

Doğada ve çevremizde geçekleşen bazı olaylar da ahiret yaşamını anlamamıza yardımcı olur. Örneğin kışla birlikte ağaçların kuruyup âdeta öldüğünü görürüz. İlkbahar geldiği zaman da bu ağaçların yeşerdiğine tanık oluruz. Kur’an-ı Kerim’de bitkilerin sonbaharla birlikte sararıp toprağa karışması, ilkbaharla da tekrar canlanması, ahiret hayatının gerçekleşeceğine örnek olarak gösterilir. (Kâf suresi, 9-10. ayetler; Rûm suresi, 19. ayet.)

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir