YALANCININ MUMU Orhan, her hafta sonu …

İnsan çocuk şapka kova balık kıyı

YALANCININ MUMU Orhan, her hafta sonu …

YALANCININ MUMU

Orhan, her hafta sonu balık tutmaya giderdi. Ama her zaman yorgun ve eli boş olarak eve dönerdi.
Bir pazar günü, yeniden oltasını hazırladı. Tam kapıdan çıkmak üzereyken ablası önüne geçti:

— İnat etme Orhan… Balık tutamıyorsun işte! Bugünü başka bir şekilde değerlendirebilirsin, dedi.
Orhan kızdı:

— Göreceksin, bugün bir kova dolusu balık tutacağım ve seni utandıracağım, dedi ve evden çıktı.

İnsan çocuk şapka olta

Orhan, koşarak nehrin kenarına geldi. Usta bir avcı gibi oltasını suya attı. (…) “Eğer bugün de balık tutamazsam çok mahcup olacağım. Allah’ım ne olur bana yardım et!” dedi. (…)

Güneş tepeye yükseldiğinde Orhan hâlâ balık tutamamıştı. (…) Bir ara gözü az ileriye, suyun kenarına takıldı. Hayretle o yöne doğru baktı. Sekiz on kadar balık suyun kenarında hareketsiz duruyordu. Sevinç içinde o yöne doğru koştu. Balıkları tek tek topladı ve kovasına doldurdu. (…) Hemen evin yolunu tuttu.

İnsan çocuk şapka kova balık kıyı

Islık çalarak kapıdan girdi. Onu ilk karşılayan ablası oldu. (…) Kovayı ablasına veren Orhan büyük bir adam gibi koltuklardan birine oturdu. (…) Orhan’ın annesi ve ablası, hemen balıkları ayıklamaya başladılar. Bu arada evin kedisi Pamuk’a da yiyecek çıkmıştı. Annesi, bu sevimli kediye balıkların başlarını verdi. Pamuk da mırıldanarak önüne konan yemeğini yedi. (…)

Akşama doğru balıklar tavada kızartılmaya başlanmıştı. (…) Bir ara ablası heyecanla,

— Orhan çabuk gel! Pamuk’a bir şeyler oldu. Durmadan kusuyor, diye bağırdı.

Pamuk’u çok seven Orhan yerinden fırladı. (…) Onu kucağına aldı ve yakınlarındaki veterinere götürdü.

Veteriner, Pamuk’u uzun uzun muayene etti:

— Bu hayvan zehirlenmiş. Verdiğim ilaçlarla yakında iyileşir, dedi. En son ne yemişti, diye sordu.

Orhan bir anda her şeyi anladı. Pamuk, balıktan zehirlenmişti. (…) Annesi, babası ve ablası da balık yemek üzereydiler… Veterinerin sorusunu yanıtlamadan fırladı. Koşarak eve geldi. (…)

— Yemeyin! O balıkları yemeyin, durun… Her şeyi size anlatacağım… Evet, yalan söyledim! Ama inanın çok pişmanım!

Orhan, balıkları nehrin kenarında bulduğunu, üstelik zehirli olduklarını anlattı. Evde herkes donup kalmıştı. Orhan ağlayarak özür diledi. Bir daha yalan söylememeye de yemin etti.

Engin UÇ / Yalancının Mumu (Kısaltılmıştır.)

Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1. Orhan, balık tutmaya ne zaman gitmiştir?
2. Ablası, evden çıkmadan önce Orhan’a ne demiştir?
3. Orhan, kendisinin tuttuğunu söylediği balıkları nerede bulmuştur?
4. Evin kedisi Pamuk niçin hastalanmıştır?
5. Pamuk’un zehirlendiği nasıl anlaşılmıştır?
6. Orhan hatasını nasıl anlamıştır?

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir