Allah her yerdeyse neden Kâbe’ye dönülerek namaz kılınır?

Kabe hac mekke islam

Allah her yerdeyse neden Kâbe’ye dönülerek namaz kılınır?

İlam dinine göre bir müslüman, Allah emrettiği için Kâbe’ye yönelerek namazını kılar. Burada amaç Kâbe’ye tapmak değil, Allah’ın emrini yerine getirmektir. İslam’ın ilk yıllarında Mescid-i Aksa’ya dönülerek namaz kılınıyordu. Daha sonra Allah Kâbe’ye dönülmesini emredince, Müslümanlar bu emre itaat edip Kâbe’ye yönelmişlerdir.

Kâbe sadece taş bir binadan ibaret değildir. Kâbe, yerden göğe uzanan nurani bir direk gibidir. Kâbe’ye yönelmek taşa tapınmak değil, Allah’ın emrine uymak ve emredilen yöne yönelmektir.

Kâbe’ye yönelmenin hikmeti, namaz kılarken hep bir yöne doğru yönelmektir. Mescitte, camide herkes ayrı bir yöne yönelmişse birlikten söz edilebilir mi? Namazda bireysel ya da cemaatle herkes aynı yöne yönelince düşüncede ve fiiliyatta birlik ve bütünlüğün namazdaki güzelliğini anlamış oluruz.

Kabe, Allah’ın emri ile Hz. İbrahim tarafından yapılan ilk mabettir ve Allah’a ibadetin simgesidir. Tek kıbleye yöneliş, tevhit dininin simgesi olduğundan Kabe’ye dönüp namaz kılarız. Ama yön bilinmediği zaman her taraf Kıble olur. O zaman, “Nereye dönerseniz, Allah’ın yüzü oradadır” (Bakara: 115) ayetinin bildirdiği üzere nereye dönülse ibadet olur.

Kabe sembol olarak kıbleyi temsil ettiği için dünyanın her tarafındaki Müslümanlar Kabe’ye yönelerek sadece ve sadece Allah’a ibadet etmektedirler. Kabe’nin binası taşlardan yapılmış olsa bile Müslümanlar Kabe’ye veya taşa tapınmazlar. Zira Kabe’nin taşları bulunduğu yerden sökülerek başka bir yere nakledilse ve aynı şekilde bir bina yapılsa veya başka taşlar ile Kabe’nin benzeri bir bina eni, boyu ve yüksekliği aynı olarak yapılsa bile o bina kıble olmadığı gibi Müslümanlar da o binaya yönelerek namaz kılamazlar. Çünkü kıble, Kabe’nin kendisi değil bulunduğu yerin ismidir.

Allah tarafından Kabe’nin Müslümanlar için kıble olması, Müslümanların namaz kılarken Kabe’ye yönelmesi  ve hac ibadetinde Kabe’nin tavaf edilmesi de Allah tarafından farz kılınmıştır. Namaz kılarken Kabe’ye dönmenin veya Kabe’nin etrafında tavaf yapmanın putperestlik ile bir ilgisi yoktur. Bir müslümanın ibadetler hakkında böyle düşünmesi caiz değildir. Çünkü ibadetlerin şekillerini, ancak  Allah (cc) tayin ve tespit eder. Allah’dan başkasının ibadet koyma veya konmuş ibadetin vasıf ve şeklini değiştirme yetkisi yoktur. Bunları Peygamber Efendimiz (asm) sözlü ve uygulamalı olarak ortaya koymuştur. Farz veya nafile bütün ibadetlerin nasıl, ne şekilde ve hangi sayıda yapılacağı konusu, Hz. Peygamber’in (asm) açıklamalarına ve uygulamalarına dayanmaktadır.

“Hem herkes için (her ümmetin) kendisinin ona yönelici olduğu bir yön (bir kıble)vardır. O hâlde hayırlı işlerde yarışın! Nerede olursanız olun, Allah sizi hep birlikte (huzûruna)getirir. Muhakkak ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.” (Bakara, 148) Allah’ın bir mekâna ihtiyacı yoktur kendisine özgü bir mekânı da yoktur. Kâinat bütünüyle Allah’a aittir. Allah her yerdedir. İnsan aynı anda her yere yönelemeyeceği için belli bir nokta seçilmiştir. O da Kâbe’dir. Ümmet için kıble meselesinin önemi büyüktür. Vücutta ruh ile bedenin derin bir kaynaşması gibi maddi bir görünüm arz edemeyen ruhaniyetin hiçbir hükmü yoktur. Ruhun en büyük özelliği, birlik olduğu ve aynı zamanda her kalb ve vicdanın ruhânî duygusu sırf kendine ait bulunduğu için, maddî bir görünüm içerisinde birleşmeyen ruhlar arasında bir birlik bağı ortaya çıkamaz. Sadece ruhî birlik üzerine kurulan bir sosyal ruh anlamsız ve belki de imkansızdır. Birbirine benzer ruhlu fertler arasında ruhî birliğin varlığı, aralarında bir maddî birliğin görünmesiyle bilinir. Böylece ruh vücuttan, vücut ruhtan derin bir yakınlaşma ile kuvvet kazanır ve sosyal ruh bu sayede teşekkül eder, ümmet bununla meydana gelir. Bunun için kıble, bir ümmetin ruhanî birliğine kefil olacak ilk maddi görünümü temin eder ve kıblesiz bir ümmet olamaz. (Elmalılı Hamdi Yazır, Bakara Suresi Tefsiri)

Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Beyt-i Ma’mur, semâda bir evdir. Ona Durak adı verilir. Kabe’nin tam üzeri hizasındadır. Onun gökyüzündeki hürmeti, Kabe’nin yeryüzündeki hürmeti gibidir. Orada hergün yetmişbin melek namaz kılar ve bir daha oraya dönmezler.” (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/441-444) “Biz Beytullah’ı insanlara toplantı ve güven yeri yaptık. ” (Bakara, 125) Müslümanların Kabe’ye yönelerek ibadet etmelerinin yüzlerce hikmetli sebebi vardır. Kabe’ye yönelerek olarak namaz kılmak, etrafında tavaf etmek putperestlik değil, Cenab-ı Hakk’ın kendisi için hususi seçip, şereflendirdiği o beldeye ve o belde içinde de Kabe’nin olduğu mekana yani Cenab-ı Hakk’ın seçtiği yere, Cenab-ı Hakk’ın evine bir hürmettir, bir tazimdir. Müslümanların Kabe’ye yönelerek ibadetlerini yapmaları Kabe’nin cismine yönelik değil Kabe ve içinde bulunduğu mekanın Allah tarafından O’nu zikir ve tesbih etmek için seçilmiş ve yüceltilmiş olduğundandır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir