Milli kültür ögelerimiz nelerdir?

oyma çeyiz sandık süslü motif halı sırma yelek

Milli kültür ögelerimiz nelerdir?

Evinizde millî kültürümüzü yansıttığını düşündüğünüz eserler veya eşyalar var mı?

Millet; dil, tarih ve kültür birliği olan insan topluluğudur. Bir milleti oluşturan insanlar
çeşitli amaçlarla araç gereçler yapar, yapılar inşa ederler. Duygu ve düşüncelerini
söz, yazı, müzik veya resim yoluyla anlatmaya çalışırlar. Sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşarak kader ortaklığı yaparlar. Uzun bir zamana yayılan bu yaşantılarının sonucunda da millî kültür adı verilen, kendilerine özgü maddi ve manevi değerler meydana getirirler. Böylece her millet; dili, gelenek ve görenekleri, millî kıyafetleri, bayramları, inançları, ahlaki değerleri ve sanat anlayışı ile başka milletlerden ayrılır.

Kökleri tarihin derinliklerine uzanan Türk milleti zengin bir kültüre sahiptir. Misafire kahve ikram etmek, dinî bayramlarda büyüklerin ellerini öpmek, hastaları ziyaret etmek, sünnet ve düğün törenleri yapmak millî kültür ögelerimizdendir. Ayrıca hepimizin evinde millî kültürümüzü yansıtan eşyalar ve sanat eserleri vardır.

oyma çeyiz sandık süslü motif halı sırma yelek

Aslı:

Annemle birlikte anneannemin evine gitmiştik. Mutfaktaki eşyalar arasında kahve değirmeni olduğunu öğrendiğim bir eşya dikkatimi çekti. Babaannem değirmeni ilgiyle incelediğimi görünce sormamı beklemeden anlatmaya başladı:

“Kızım, bu bir kahve değirmenidir. Bizim gençliğimizde neredeyse her evde bir kahve değirmeni vardı. O zamanlar kahve pazardan çekirdek şeklinde alınır, evde kavrulur, daha sonra da bu değirmenlerde elle çekilirdi.

Deden yemeğin ardından kahve içmeyi çok severdi. Kahveyi kavrulmamış hâlde alır, özel toprak bir tavada kahve çekirdeklerini kavururdu. Daha sonra çekirdekleri bu el değirmenine doldurarak kahveyi iyice çekerdi. Ben de mis gibi kokan taze çekilmiş kahveyi onun tek kişilik cezvesinde ağır ağır pişirirdim.”

Anneannemin ve annemin anlattıklarından öğrendim ki kahve önemli kültür ögelerimizden biridir. Kahve pişirme ve sunuş tarzımız bile kendimize özgüdür. Bu şekilde yapılan kahveye Türk kahvesi denir. Türk konukseverliğinin sembollerinden biri olan kahve ikramı atasözlerimize de konu olmuştur. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” sözü buna bir örnektir.

Evimizin yatak odasında annemin çeyiz sandığı duruyor. Ceviz ağacından yapılmış, üzeri oymalarla süslenmiş bu sandığa annem çok önem verir. Ona bunun nedenini sorduğumda bana şunları anlattı:

“Kızım, genç kızların çeyiz hazırlamaları ve çeyizlerini bu şekilde sandıkta saklamaları
Türk kültüründe bir gelenektir. İnsanların ev ihtiyaçlarını hazır olarak alma imkânları kısıtlıydı. Bu nedenle anneler ‘Kız beşiğe çeyiz sandığa.’ diyerek kızlarının evlilik hazırlıklarına erkenden başlarlardı. Nerede bir giysi, ipekli kumaş, takı, oya, dantel veya işleme görseler onu alır veya yapar ve kızlarının çeyiz sandığına  oyarlardı. Sandık zaman içinde yavaş yavaş dolar, onunla beraber genç kız da kendini evlilik günlerine hazırlardı.”

Öğrendiğime göre çeyiz sandığı pek çok geleneği de beraberinde yaşatarak günümüze kadar taşımış. Bunlardan biri olan çeyiz serme geleneğine göre gelinin çeyizi düğünden birkaç gün önce kız evinde sergiye çıkarılırmış. Böylece mahalledeki genç kızlar ve kadınlar gelinin çeyizini görürlermiş.

Gelin evden çıkarken gelinin ailesinden ya da yakın akrabalarından biri sandığın üzerine oturup damadın yakınlarından bahşiş alırmış. Bahşişi az bulursa da “Sandık ağır yerinden kalkmıyor.” diyerek daha fazlasını istermiş.

Millî kültürümüzü yansıtan ögeleri yalnızca evlerimizde değil çevremizde de görebiliriz. Bunlar mahallemizdeki tarihî bir yapı, şehrimizin meydanındaki bir anıt veya çarşıda, pazarda satılan el işi ürünler olabilir. Millî kültür ögelerimizi görebileceğimiz yerlerden biri de pek çok şehrimizde bulunan etnografya müzeleridir.

Merve:

Ben el dokuması halıları ile meşhur illerimizden biri olan, Isparta’da yaşıyorum. Isparta’da kültürel değerlerimizin sergilendiği bir etnografya müzemiz var. Bu müzeyi daha önce gezmiştim. Geçtiğimiz günlerde şehir dışından gelen misafirlerimizle birlikte bir kez daha gezme fırsatı buldum.

Isparta Belediyesi tarafından 2013 yılında hizmete açılan müzemiz çeşitli bölümlerden oluşuyor. Halı Salonu adı verilen bölümünde meşhur Isparta halılarının yanı sıra ülkemizin çeşitli yerlerinde dokunan halılar sergileniyor. Bunlar arasında Doğu Anadolu, Uşak, Gördes, Çanakkale, Bergama, Antalya, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri ve Konya yörelerine ait halılar yer alıyor. Halı ve kilimlerin üzerindeki her biri farklı anlamlara gelen motifler ziyaretçileri bekliyor. Halı Salonu’nda Isparta’ya özgü bir ürün olan gül yağının üretiminde kullanılan damıtma kazanı da bulunuyor. Müzedeki bir diğer bölüm Etnografik Eserler Salonu’dur. Burada kız isteme sahnesi, kına gecesi, çalgıcılar ve kına töreninde ikram edilen bulgur aşının hazırlanışı mankenlerle canlandırılmıştır.

Etnografik Eserler Salonu’nda yörüklere ait toprak ev, hamur tahtasında yufka açan Yörük kadını, halı dokuyan genç kız, çıkrıkta ip eğiren Yörük erkeği gibi ögeler yer almakta. Buradaki mankenler sanki gerçekmiş gibi duruyor. Vitrinlerde ise çeşitli aydınlatma araçları, gülabdanlar, buhurdanlıklar, kadın ve erkek giysileri ile mutfak ve kahve kültürünü yansıtan kap kacaklara yer verilmiş. Eserler tarihsel akışa göre Osmanlı Dönemi, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilk yılları ve günümüz eserleri şeklinde sergilenmiş.

Çevrenizde millî kültürümüzü yansıtan, çeşitli amaçlarla inşa edilmiş mimari yapılar görürsünüz. Bu yapılar tarihî bir cami, köprü, çeşme, medrese, kervansaray veya bir ev olabilir.

Evinizde aile büyüklerinizden kalmış değer verdiğiniz ve özenle korumaya çalıştığınız nesneler bulunabilir. Bunlar sandık, saat, madalya, giysi, lamba, masa, sandalye, yüzük, kemer, başlık gibi eşyalar olabilir.

Mehmet:

Ben Mardin’de yaşıyorum. Mardin, kayalık bir tepenin güney yamacına birbiri üzerinde yükselen teraslar hâlinde inşa edilmiş bir şehirdir. Geleneksel Mardin evlerinin ön cepheleri güneye bakar. Mutfak bölümü ise yiyeceklerin daha serin bir ortamda saklanması amacıyla kuzey yönünde konumlandırılmıştır. Ayrıca hiçbir evin diğerinin manzarasını kapatmamasına dikkat edilmiştir. Bu durum, kültürümüzde komşuluk hakkına ne kadar saygı gösterildiğinin bir kanıtıdır.

Mardin evlerinin dış cephelerinde sütunlar, kapılar, pencereler ve cumba adı verilen çıkıntılar vardır. Evlerin dış duvarlarında dikkat çeken önemli ayrıntılardan biri de taş süslemelerdir. Oya gibi işlenmiş bu süslemelerde en çok üzüm salkımı, güvercin, lale ve karanfil motifleri kullanılmıştır.

Zengin ve köklü bir geçmişe sahip olan Mardin’de eski Mardin evlerinin yanı sıra başka tarihî mekânlar da vardır. Bunlardan biri de Kasımiye Medresesi’dir. Bu medreseye yerel tarih çalışması yapmak üzere bir okul gezisi düzenledik.

Müze gezisi öncesinde öğretmenimiz bizleri gezeceğimiz tarihî mekân hakkında
genel olarak bilgilendirdi. Ayrıca gezi sırasında medresenin özelliklerini ve izlenimlerimizi yazmamız için bizlere önceden hazırladığı çalışma kâğıtları dağıttı.

Mardin

Kasımiye Medresesi’ni gezerken buranın Birinci Dünya Savaşı’na kadar faaliyet gösterdiğini ve bölgenin en önemli eğitim merkezlerinden biri olduğunu öğrendik. Yapımına Artuklular Dönemi’nde başlanan medrese Moğol saldırıları nedeniyle yarım kalmış. Daha sonra 15. yüzyılda Akkoyunlu hükümdarı Kasım Bey tarafından tamamlanarak onun adını almış.

İki katlı inşa edilen medrese etrafındaki cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindedir.
700 yıllık bir tarihe sahip medresede toplam yirmi üç ders odası bulunur. Bunların on biri alt katta, on ikisi üst kattadır. Güneşin doğuşundan batışına kadar tüm derslikler aydınlıktır.

Medresede dinî bilimlerle birlikte fen bilimlerinin de okutulduğunu öğrendik. Astronomi
ve tıp bilimlerinin öğretildiği derslikleri gezerken duvarlarda o bilimlere ait simgeler gördük. Ayrıca bu bilim dallarının eğitiminde kullanılan bazı aletlerin sergilendiği bölümde incelemeler yaptık.

Medresenin en dikkat çekici özelliklerinden biri yüksekliği bir metreden biraz fazla olan derslik kapılarıydı. Öğretmenimiz bunun nedeninin öğrencinin hocasının huzuruna girerken başını öne eğmesini sağlamak olduğunu söyledi.

Medrese gezimiz sırasında öğretmenimizin rehberliğinde küçük bir drama etkinliği de gerçekleştirdik. Böylece medresedeki geçmiş yaşantıları canlandırarak kendimizi burada bulunmuş olan tarihî kişilerin yerine koymaya çalıştık.

Kasımiye Medresesi’ni gezerken başta giriş kapısı olmak üzere bu tarihî yapının bazı bölümlerinin tahrip olduğunu gördük. Kültürel mirasımıza karşı duyarlı olmamız gerektiğini bir kez daha düşünerek medreseden ayrıldık.

Ülkemizdeki tarihî önemi olan mimari yapılar veya tarihî mekânlardan hangilerini gezip görmek istersiniz?

Millî kültür değerlerimiz içinde bayramlarımızın ayrı bir yeri vardır. Ben bayramları çok seviyorum. Kuzenlerim ve mahalledeki arkadaşlarımla birlikte bayram heyecanını günler öncesinden yaşamaya başlıyoruz. Bayram yaklaştıkça pek çok evde baklavalar açılıyor. Yaprak sarması gibi zahmetli yemekler hazırlanıyor. Anne babalar çocuklarıyla birlikte alışveriş için çarşıya çıkıyor.

Bayram sabahları erkenden uyanırım. Bayram namazının ardından bayramlıklarımı giyer ve annemin, babamın ellerini öpüp onların bayramlarını kutlarım. Kahvaltıdan sonra da komşularımız ve akrabalarımızla bayramlaşırız. Gittiğim her evde bana verilen şeker, mendil ya da harçlıklarla mutlu olurum.

Bayramlar akrabalarımıza ve çevremizdeki insanlara karşı olan sevgimizi ve saygımızı göstermemize fırsat sunar. Bayram kutlamaları ister ev ziyaretiyle isterse sosyal medya veya telefon aracılığıyla yapılsın herkesin yüzünde bir gülümseme yaratır.

Bayramlarda küçükler büyüklerin ellerinden öperken büyükler de onlara çeşitli hediyeler verirler. Bu güzel geleneklerimiz aile bireyleri arasındaki saygıyı, aile birliğini ve akrabalık bağlarını güçlendirir. Küçüklerin de kendilerini büyükler gibi önemli ve değerli hissetmelerini sağlar.

Bayram günlerinde herkes daha güler yüzlü ve hoşgörülü olur. Öfke ve kırgınlıklar unutulur. Bu nedenle bizim kültürümüzde bayram denildiğinde akla en çok dargınların barışması gelir.

Ailenizde ve çevrenizde bayramlar nasıl kutlanıyor?

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir