Grip sezonunda bağışıklık için vitaminlerin önemi nedir?

Hapşırmak

Grip sezonunda bağışıklık için vitaminlerin önemi nedir?

Biz niye vitamin takviyeleri alıyoruz?
Bunları besinlerle zaten alamıyor muyuz?
Allah yaratmış. Onların içinde vitamin ve mineral var.
Niye biz takviye almak zorundayız değil mi?

Aslında baktığınızda bizim çocukluğumuzda Jetgiller diye bir çizgi dizi vardı. Onun gibi olduk. Jetgiller hapla istenirdi. Bizde maalesef hap almak zorunda kalıyoruz. Bir takım vitamin, mineraller için. Efendim artık biz vitamin ve mineralleri maalesef gerçekten hapla almak zorundayız. Besinlerle alamıyoruz. Bunun da çok basit ama çok temel birtakım nedenleri var.

Bir kere ekolojik zinciri insanoğlu kırdı. Yani hayvanlara da yapılmıyor. Tavuk dışarıda ot alamıyor. Eskiden benim annemin bahçemizde kümesi vardı. Orada 8-10 tane tavuğu vardı. Bu tavuklar dışarıda otlar, akrep yakalar, böcek yakalar, bütün gün güneş altında olur ve vücutlarında bol miktarda D vitamini üretirler. Omega 3’ü yedikleri otlardan alırlar. Haftada da 3 tane yumurta verirlerdi. Biz bu yumurtanın sarısı ile bile omega 3 alırdık. D vitamini alırdık. Hayvan merada ot vardı. Yediğimiz peynirden, yoğurttan hayvanın sütünden geçen.

Biz omega 3 alırdık ineğin tereyağında bile omega 3 vardı. Benim çocukluğumda köyden gelen tereyağlı balık bir kokuya sahipti. İşte o balık stoku aslında omega güçtü. Fakat geçen zaman içinde insanoğlu ekolojik dengeyi bozduğu için maalesef omega 3’ü D vitaminini gıdalarla alamaz hale geldik. Hayvan daha doğal yemlerle besleniyor. Tavuk gün yüzü görmüyor, dışarıya çıkmıyor. Dolayısıyla tavuğun ürettiği yumurtada da ineğin ürettiği sütte de artık omega 3 var. N, D vitamini var.

Biz artık omega üçü dışarıdan almak zorunda kaldık. Geçenlerde bir çiftçi ile konuşuyoruz. Şeftali üreticisi taksicilik yapıyormuş. Taksisine bindi. Konferanstan sonra yanıma şeftali sordum. Dedi ki Hocam yanımda şeftali falan kalmadı. Yanıma şeftali yerine bilmem ne fidesi dikiyoruz. Niye bilmem ne fidesi döküyorsunuz? Dedi ki Hocam yarma şeftalinin ağacı 15 kilo veriyordu. Bilmemne fidesi diktiğiniz zaman senede 60 kilo şeftali alıyoruz. Daha çok para kazanmak için dikiyorlar. Çiftçi, köylü daha çok para kazanmaya çalışıyor tabii ki ama bunun benim sağlığıma yansıması nedir?

Yarma şeftali ağacıyla yeni bilmemne fidesi aynı miktarda toprağa kök veriyor. Bu topraktan aldıkları vitaminleri, mineralleri yarma, şeftali ağacı senede 15 kilo şeftalinin içini dağıtıyordu. Şimdi maalesef 60 kilo şeftali içine dağıtıyor. Yani meyvelerin içindeki vitamin, mineral oranları azaldı. Bununla ilgili yapılmış ciddi bilimsel çalışmalar var. 50 sene öncesine göre meyvelerin içindeki şeker oranı iki kat arttı ama vitamin mineral içeriği yüzde 70 azaldı. Dolayısıyla artık meyve antioksidan, vitamin deposu falan gibi bir şey değil.

Özellikle çocuklara verirken dikkat etmek gerekir. Yani biz vitaminleri, mineralleri de dışarıdan almak zorunda kaldık. Bir de bunun üzerine hibrit tohumları ekleyin, insanoğlu tarih boyunca hibrit tohum diye bir şey yemedi. Doğada yetişen yerli tohumu kullandı. Bu ne manaya gelir? Ben tamamlayayım. Benim atalarım Kazan’da yüzlerce yıl boyunca kendileriyle birlikte kuşaktan kuşağa aktardıkları tohumlardan ürettikleri tarım ürünlerini, Kaman cevizini yediler. Bu yüzlerce yıl boyunca bu tohumlar tıpkı benim atalarımın o toprakta yaşamaları gibi o toprakta yaşamayı öğrendiler, o iklimi öğrendiler ve ona göre vitamin mineral biriktirdikleri için içlerinde kalmanın iklimine, soğuğuna dayanmak için Benim atalarım o sebzeleri, meyveleri tüketirken onlar da bünyelerine o maddeleri aldılar.

Beslenme insanın vücudunda üretemediği maddeleri dışarıdan alma eylemidir. Ama artık hibrit tohumlar var. Hibrit tohumlar yüzlerce yıldır benim atalarımın yaşadığı yerde yaşamıyor ki. Laboratuvardan çıktılar. Bunların içinde vitamin mineral arayarak boşuna vakit kaybetmeyin. Üstelik sadece vitamin, mineral değil, biz beslenirken flavonoidler ve daha bir sürü etkin etken maddeyi vücudumuza alırız. Bunları alabiliyor muyuz? Hibrit tohumlardan alamıyoruz. Gelelim son faktöre. Tarım ilacı denilen zehirler özellikle ayrık otu ilacı olan glifosat.

Bu maddeyi ayrık otunu yok etmek için atıyorlar toprağı ve gerçekten ayrık otu yok ediyor. Ama hibrit tohum bu maddeye yani ayrık otu ilacına glifosat da dayanıklı olarak üretiliyor. Yani Türkçesi şu. Ayrık otunu yok etmek için bir zehir atıyorsunuz. Glifosat. Bu zehir ayrık otunu yok ediyor fakat ürünü öldürmüyor. Ürün büyümeye devam ediyor. Dolayısıyla bunun içinde biriken glifosat atığı domatesin, fasulyenin, bamyanın içinde biriken glifosat. Ben de bünyeme almış oluyorum. Glifosat nedir biliyor musunuz?

Glifosat bir zehirdir ve dünyada glifosat aldığı ilk patenti eski su borularının içini açmak için almıştır. Yani glifosat mineralleri bağlayan bir sedasyon ajanıdır. Siz bünyenize bu kadar çok tarım ilacı alınca, glifosat alınca sizin bünyenizde vitamin mineralleri de başlıyor ve hepimizin bünyesinde bu sefer mineral eksiklikleri ve vitamin eksiklikleri baş gösteriyor. Yani bu ana faktörler ekolojik zinciri bozmaması, tarım ilaçları. Ve maalesef bu hibrit tohumlarla üretilen sebze meyvelerin hayatımıza girmesi hepimizde çok ciddi vitamin, mineral eksiklikleri oluşturdu.

İnsanoğlu 50 sene öncesine göre standart beslenme ile 50 sene önce 5 birim omega 3 alırken, 1 birim omega 6 alıyordu. Bugün yine standart beslenme ile 5 birim omega 6 alırken, 1 birim omega 3 alıyoruz. Yani omega 6 sağlığa zararlı. Omega 3 bizim vücudumuzda üretilmeyen, sağlık için gerekli olan yağ. Mecburen biz omega 3 takviyeleri, D vitamini takviyeleri, mineral takviyeleri alıyoruz. Yani maalesef artık beslenmeyle vitamin, yeterli derecede vitamin, mineral alabilme şansımız kalmadı.

O yüzden de bunları takviye olarak veriyoruz.

Dr. Ümit Aktaş

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir