Dünya Kudüs Günü Üstad Hilmi Kocaaslan

Filistin Mescidi Aksa Kudüs

Dünya Kudüs Günü Üstad Hilmi Kocaaslan

KUDÜS GÜNÜ
EYYAMULLAH’IN ÖNEMLİ GÜNLERİNDENDİR..
“(EY MUHAMMEDİ) ORDU !.. (EY MUHAMMEDÎ) ORDU ! ..;
(YÖNEL) KUDÜSE DOĞRU!… (KUDÜSE DOĞRU!..)!..
(CANİ SİYONİSTLERİ YOK ETMEK İÇİN) SAVAŞ!.. SAVAŞ!…
ZAFERE KADAR! (YİNE SAVAŞ!.. DURMADAN SAVAŞ!…) !…”

“Kulunu (Hazret-i Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellemi) ‘Mescid-i Haram’dan (alıp) ‘Mescid-i Aksa’ya kadar götüren (Allah-u Teala) Sübhan’dır (Her türü eksikliklerden münezzehdir.) (O Mescid-i Aksâ ki) Biz onun etrafını (Kudüsü) mübarek kıldık. (Ve bu gece yolculuğunu) Ona (Resül-ü Ekreme) ayetlerimizden bazısını gösterelim diye..(yaptırdık.) Şübhesiz ki O, (asıl) O (Allah-u Teala), Semi’dir, Basir’dir.” (İsra:1)

Bir çok peygamberlerin vatanı ve medfun mahalli olan, milyonlarca şehidleri bağrında taşıyan ve ‘Arz-i Mukaddes’ (kutsallaşmış toprak) ünvanını haiz bulunan Filistin ve O’nun ‘Pay-i tahtı durumundaki ‘Kudüs-ü Şerif (Ki, Kuran tarafından Mübarek’ diye övülmüştür.) ve O’nun da kalbi olan ‘Mescid-i Aksa’ (Ki, Allah-u Teala tarafından övülmüş ve İslam’ın ‘İkinci Kıblasi ünvanını kazanmış, Resulü Ekrem’in ‘Mirac’ mucizesinin en önemli kısmı olan Semâvata uruc olayının başlangıç noktası ve kapısı ol muştur.), uzun yıllardan beri melun Siyonist Yahudi tarafından işgal edilmiş, mazlum yerli (Filistin) halkının bir kısmı katliam’a uğratılmış, bir kısmı göç’e zorlanmış, diğer kısmı ise, ‘esir hale getirilmiştir.. Amerika, Rusya ve yandaşları olan tüm emperyalist güçlerin ortak kararı ile icra edilen bu alçak ve hain oyunun bozulması, tüm İslam toprakları gibi, Filistin toprağının da kafir güçlerin işgalinden’ kurtarılması ve bu hususta daima teyakkuzda bulunulması amacıyla Merhum İmam Humeyni (R. Aleyh) ve İslam İnkılabı tarafından. ‘Ramazan ayının son Cum’ası’ her yıl dünya müslümanlarınca anılması maksadıyla, Kudüs günü olarak ilan edilmiş, böylece, ‘Kudüsün (Kalbi olan Mescid-i Aksa ve çevresi olan Filistinle birikte) kurtarılması ruhunun ve şuurunun ayakta tutulması ve canlılığını koruması hedeflenmiştir..

Hazret-i-İbrahim (s.a.v.in oğlu Hazret-i İsmail Aleyhis-selam ve zürriyati, “Ümm’ül-Kura’ (şehirlerin aslı ve anası) olan ‘Mekke-i mükerreme’yi yurt; ve (Mescid-i Haram’ın kalbi ve çekirdeği olan) Kabe’yi de ‘Kıble’ olarak ittihaz edinirken; diğer oğlu Hazret-i İshak Aleyhisselam ve zürriyeti de, “Mübarek havi olan ‘Kudüs-ü Şerif’i ve çevresini (Filistini) yurt edinmiş, böylece; ‘Kudüs-ü Şerif’, ‘Hanif din’ olan İslam’ın ve Yüce Peygamberlerin çok önemli bir merkezi durumuna gelmiştir. Hazret-i Davud Aleyhisselamın vasiyeti üzerine, Hazret-i Süleyman Aleyhisselam tarafından yedi yıllık hızlı bir çalışma sonucu inşa edilen Mescid-i Aksa’, bir süre müslümanların namazda yöneldikleri kıbleleri olmuş, bu da ‘Kudüs’ün kudsiyetini bir kat daha arttırmıştır…

Allah-u Teâla tarafından bir çok nimetlere ve ikbâllere mazhar kılınan, fakat her zaman nankörlük ederek bağy-ü isyan içerisinde bulunan Yahudiler (Ben-i İsrail), mübarek Kudüs’e ve Filistin beldesine liyakati selbetmiş, maddi ve manevi yönden İlâhi gazaba uğrayarak boyunlarına ‘zillet ve ‘esaret halkası geçirilmiş, zaman zaman o kutsal bölgeden tard edilmiştir…

Değişik tarihlerde, kendilerine ‘Hidayet Rehberleri’ olarak gönderilen, Allah-u Tealanın Yüce Peygamberlerin den bir kısmını “Katletmekten çekinmeyen Yahudilerden azgın güruhun (Bakınız, Bakara:91; Ali Imran:21, 112, 181, 183, Nisa 155), Allah tarafından lanetlenmiş oldukları bildirmiştir: “İsrail oğullarından kafir olanlara, hem Davud’un, hem de Meryem oğlu İsa’nın lisanı ile lanet olundu. Bunun sebebi isyan etmeleri ve hakkın sınırını aşmış olmalarıdır.” (Maide:78). Bu da onların, zelil olmalarını doğurmuştur” Biz kitab’da İsrail oğullarına su haberi verdik: Siz arz-mukaddas) de muhakkak iki defa fesad çıkaracak ve muhakkak (Bana karşı) serkeşlik yapıp kabaracaksınız. İşte, o ikiden birinci (fesadlarının ceza) va’desi) gelince, (muharebede) çok çetin bir kuvvete malik olan kullanımız üzerinize musallat kıldık da, onlar evlerin aralarına kadar girip (sizi) araştırdılar. (Bu), yerine getirilmiş bir va’d idi. Sonra, bunlara karşı size tekrar devlet ve galebe verdik. Mallarla, oğullarla sizin imdadınıza yetiştik, cemiyyetinizi de daha fazla çoğalttık. Eger iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Eğer kötülük ederseniz, (yine) kendinize kötülük (etmiş olursunuz). Artik diger (cezanın) va’desi gelince; yüzlerinizi kötülesinler, mescidinize birinci defa girdikleri gibi girip tahrip etsinler galebe ve istila ettiklerini mahvettikçe etsinler, diye (başınıza yine düşmanları musallat ettik). (Tevbe ederseniz, o zaman) Rabbinizin sizi esirgeyeceğini umabilirsiniz. (Eğer tekrar fesada) dönerseniz, biz de (sizi, tekrar cezalandırmaya) döneriz. Biz, cehennemi kafirlere bir zindan yaptık.”(Isra:4-8)

İnad, hile, fitne ve fasadı şiar haline getiren, bundan dolayı da yeryüzünde zuhur eden bütün anarşilere kaynaklık eden melun Yahudiler, Allah-u Teala’nın ikazına ihtarına aldırış dahi etmeden, yıkıcı misyonunu icra etmeye devam etmiş, İslamin ve insanlığın en büyük ve en azılı düşmanı haline gelmiştir. Bundan dolayı, Alemlere Rahmet olarak gönderilmiş bulunan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem tarafından büyük ölçüde tedip, tenkil tehcir edilmiş olduğu halde, yine de uslanmayan Yahudi kavmi, Resûlülah (s.a.v.in vasiyetlerine istinaden, Hazret-i Ömar döneminde Hicaz bölgesinden sürülmüş, böylece o kutsal beldeler, Yahudilerin habis varlıklarından temizlenmiş: ‘Kudüs ve çevresinin de fethedilmesiyle birlikte, bu saha daha da genişlemiş, melun ve habis Yahudiler, yavaş yavaş o mukaddes beldeleri terk etmeye başlamıştır..

İslamın ikinci kıblesi olan Mescidi Aksa’nın bulunduğu Enbiya Yurdu’ mübarek Kudüs şehri, 17. hicri (638 miladi) yılında Hz. Ömer zamanında fethedilmiş, böylece adı kutsal hüviyetine kavuşturulmuştur. Asırlarca İslamin nurlu kucağında yaşayan ve müslümanlar için kutsal bir yurd olan Kudüs ve Filistin toprakları, bu süre içerisinde zaman zaman kafir güçlerin yağmacı ve sömürgeci iştahlarını kabartmış, İslam düşmanlığı saiki de buna eklenince; haçlı seferleri denen, ve sekiz defa tekrarlanan, küfür dünyasının sürüler halinde, Kudüs’e doğru tarihi saldırılar başlatmalarını doğurmuştur…
Hicri 489 (Miladi 1098) tarihinde başlayan ilk haçlı seferleri neticesinde, 492 hicri (1099 Miladi yılında Kudüs-ü Şerif, canavar batılılar tarafından işgal edilmiş, zillet perdesine bürünmüş o günün İslam aleminin göbeğinde, cani-kafir bir krallık kurulmuştur. Çevre bölgeleri de kontrol altına alan bu melun krallık, Selahaddini Eyyubi’nin 583 hicri (1187 miladi) yılında 3 aylık bir muhasaradan sonra mübarek Kudüs şehrini yeniden fethetmesi üzerine sarsılmış. Ancak Kudüs çevrelerinde kısmi olarak vardığını korumaya çalışmış, lakin, tarih içerisinde tamamen yıkmaktan kendini kurtaramamıştır. Kudüs’ün fethinden sonra, gerçekleştirilen bir kaç haçlı seferi, hedefine ulaşamamış, mukaddes Kudüs şehri ve çevresi (Saltanatçı yönetimlere bağlı da olsalar) yine de zahiren müslümanların idaresi altında kalmaya devam emiştir…

922 hicri (1516 Miladi) yılında Osmanlı yönetimine geçen mübarek Kudüs şehri ve çevresi, 1. Cihan savaşı esnasında emperyalistler tarafından işgal edilmiş, Osmanlıların daha önceki sürekli gafleti ve emperyalistlerin bilinçli iskan’ politikaları yüzünden, Filistin bölgesi yavaş yavaş Yahudi nüfuzu altına girmeye başlamıştır. Dünya emperyalistlerinin büyük yardımları ve destekleri, mukaddes Filistin’ toprakları üzerinde 1948 yılında kurulan cani İsrail devleti, Kudüs’ü şerifin yarısını da kendi bölgesine katmış, İslam alemine, bilhassa Arap dünyasına hükmeden satılmış yönetimler tarafından bu siyonist ve emperyalist işgal, bil-fil onaylanmış 1067 savaşı ile de “Kudüs’ ve çevresi İsrail eşkıyasınca tamamen işgal edilerek esaret zinciri altına alınmıştır…

Filistin topraklarının ve mübarek Kudüs’ün siyonistlerin esareti altına düşmesinden bugüne kadar, mazlum bölge müslümanları büyük boyutlu katliamlara, tenkil ve tehcir olaylarına maruz bırakılmış, kan içici siyonist rejim ve alçak hamileri tarafından tarihte misli görülmemiş zulümlere, işkencelere, cinayetlere düçar edilmiş Filistin toprakları, adeta bir esir kampı durumuna getirilmiştir.

İşte; mübarek Kudüs’ün ve Filistin’in bu yürekler acısı mazlumiyeti hengamında zuhur eden, İmam Humeyni (R.Aleyh) ve muhteşem İslam İnkılabı tarafından yükselen kurtarıcı bir ses duyulmuş, dünya müslümanlarına “Kudüs’ün ve Filistin’in kurtarılması çağrısı yapılmıştır. İslam İnkılabı merkezinde hemen oluşturulan 2 milyonluk Kudüs’ü kurtarma ordusu, bu İlahi çağrının ilk fiili tohumu ve çekirdeği olmuş, dünya müslümanlarına ‘cihan-şümul islam orduları’nı oluşturmaları, bunun için de kendi bölgelerinde, bunu gerçekleştirecek adımlar atmaları mesaj ve sinyali verilmiştir..

CANİ YAHUDİLER YOK EDİLECEKTİR…

Mukaddes Filistin toprağını ve Kudüs-ü Şerifi işgal ettiği günden beri dünyanın her yanından, işgal bölgelerine sürüler halinde göç eden melun Yahudiler, kendileri için vad olunmuş ilahi gazaba uğramanın eşine gelip dayanmışlardır. Son günlerde, bilhassa Rusya’dan yoğun şekilde İsrail işgal bölgelerine dalgalar halinde göç eden, mazlum Filistin halkının öz yurdunu sürekli olarak işgalleri altında tutabileceklerini sanan azgın Yahudi câniler, Allahın izniyle çok yakın bir zamanda hak ettiklerim akibete uğrayacak, topyekün imha edilerek cehennemi boylayacaklardır, inşaallah…

Evet: “Siz, Yahudilerle mutlaka savaşacaksınız ve onları mutlaka (topyekün tepeleyip) öldüreceksiniz. Hatta her taş, “Ey Müslüman! Bu arkamdaki Yahudi’dir, gel de onu öldür diyecektir.”; “Müslümanlarla Yahudiler harbetmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Müslümanlar onları öldürecekler. Hatta, Yahudiler, taşın ve ağacın arkasına saklanacak, her taş ve ağaç da: Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! şu arkamdaki Yahudidir; hemen gel de onu öldür diyecektir. (Müslim: 11/381-362; Zübdetül-Buhari: 493; Tecrid-i Sarih: 8/341: Tirmizi: 4/95) anlamındaki pek çok ehâdis-i şerif, İsra suresinin 4-0. Ayet-i Kerimelerini adeta tefsir sâdedinde, ıslah olmayan ve gittikçe azgınlaşan Yahudilerin, ahir zamanda tekrar ilahi gazaba uğrayacaklarını, müslümanlar tarafından köklü bir şekilde imha edileceklerini, mukaddes Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’, Filistin ve yeryüzünün tümünü melun ve cani Yahudilerden kurtarıp temizleyeceklerini açıkça haber vermekte, Müslümanların ona göre güç hazırlamalarının gerekliğine dikkat çekmektedir…

İşte, Marhum İmam Humeyni (R.Aleyh) bu ilahi misyonun ifası için Ümmetin hazır olmalarını istemiş, her an tetikte bulunmaları ve gaflete dalmamaları için ‘gufran’ ve ‘rahmet ayı olan Ramazan-ı şerifin, en son cum’a gününü dünya müslümanlarının, her yıl anmaları maksadıyla “Kudüs günü” diye ilan etmiş, bütün müslümanların kıblelerinin Kudüs’ün kurtarılması için çarpmalarını sağlamıştır. 20 Milyonluk “Muhammed ordusu içerisinden 2 milyonunu Kudüs ordusu’ diye ayıran ve Kudüs’ün kurtarılmasını mukaddes bir vecibe olarak telakki eden, bunu islam inkılabının büyük hedefleri arasına alan Merhum İmam Humeyni (R.Aleyh) ve mübarek izleyicileri, her yönden olduğu gibi bu yönden de Islamin ve müslümaniannizzetini koruyup yüceltmeyi başarmış ve kıyamete kadar devam edecek, mukaddes bir çığır açmışlardır..

“Horasan (tarafların)’dan siyah sancaklar çıkacak, hiç bir kuvvet onları önleyemeyecek ve neticede ilya’ya (Kudüs’e) (o sancaklar) dikilecektir.” (Tirmizi: 4/128) gibi hadis-i şerifier, Kudüs ordusunun ihmisyo nuna dikkat çekmekte, “Ommet-i Muhammed’e’ (as) er hedefler göstermektedir…

Değil yalnız Kudüs ve Filistin, tüm yeryüzü ve kâinat, Allah-u Teala’nın mülküdür. Allah’ın mülkünde. Allah’ın hükümlerinden başka hükümler elbette hakim olamaz, olmamalıdır. Allah-u Telaya ve Yüce İslam dinine karşı savaş açmış olan rezil düzenler ve alçak kafirler, her nevi hükümranlıkları Allah’a ait olan tüm topraklardan tard edilmeli; mutlak hükümranlık sadece Allah’a tahsis edilmeli bunun gerçekleştirilmesi için de cihad ve kıtalin’ her türlüsü bütün yönleriyle yerine getirilmeli ve bu açıdan büyük çabalara girilmelidir.

İslam inkılabı’nın hazırladığı Kudüs ordusu, kutsal Kudüs’ün ve Filistin’in kurtarılması ve Allah’ın hükümlerinin, yani gerçek hürriyetin ve adaletin o bölgelerden başlayarak tüm yeryüzüne hükümran kılınması amacıyla kurulmuş, bu hususta bütün dünya müslümanlarının güçleri nisbetinde katkıda bulunmaları gayesi takib edilmiştir. İşte, Kudüs günü, bu ulvi gayenin ve mukaddes mafkûrenin temel dinamiklerinden biri olsun, diye ilan edilmiş, dünya müslümanları teyakkuz durumuna getirilmiştir….

İslam İnkılabı’nın ilâhi cazibesine gerek istekli, gerek isteksiz olarak, kendini kaptırmış bulunan günümüz dünyasında, sarsılan ve yıkılmakta olan dengeler, yeni oluşumların müjdesini vermekte; şeytani ve emperyalist güçler kudursa da, olaylar İslam’ın cihan-şümul hakimiyetinin tahakkuku doğrultusunda gelişmekte ve ilahi zaferlere doğru bir seyir çizgisi takib etmektedir..

“Onlar, Allah’ın nurunu (şeriatini) ağızlarıyla (sözleriyle) söndürmek istiyorlar. Fakat, kafirler hoşlanmasalar bile, Allah, muhakkak nurunu tamamlamak diliyor.” (Tevbe: 32); “o kafirler) Allah’ın nurunu (İslam dinini) ağızlarıyla kötü söz ve iftiraları ile) söndürmek istiyorlar. Fakat Allah, nurunu tamamlayacaktır, kafirler hoşlanmasalar da!..” (Saff: 9) Ayetler, İslamın cihan-şümul mutlak hakimiyetini müjdelerken, “Yer yüzünde fitne (şirk küfür) kalmayıncaya (tüm tağuti egemenler yıkılıncaya ve din, tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla bütün kafirlerle savaşın!…” (Bakara: 193; Enfal: 39) Ayetleri de, bu, İslam hakimiyete gidişin yolunu ve usulünü göstermektedir… Rahmeti sonsuz Yüce Rabbimizin büyük lütfu ve yardımı sayesinde, en yakın bir gelecekte dünya müslümanlarının, müşterek milyarlık “Muhammed orduları harekete geçecek; dünyayı kan içici kafirlere zindan edecek, tağut satanatlarını ve habis düzenlerini başlarına geçirerek cehenneme gönderecektir. İşte, o zaman cani siyonist İsrail ve sair tüm kafir güçler, yaptıkları cinayetlerin ve zulümlerin karşılığını görecek, tüm mazlum ve mustazaf insanlık huzura ve sürura kavuşacaktır, inşaallah…

Şanı Yüce Rabbimizden; biz aciz kullarını, Yüce dinini yer yüzüne yaymak için ayaklanan; lahuti ve melekuti alemden bu ruhu uyandırmak için gelen “Hayye alel’-cihad!. hayye ale’l-kital!..” lahuti nağmesine ve davetine karşı “Lebbeyk, Lebbeyk!. Allahümme Lebbeyk!” diye, mukabelede bulunan gerçek Hizbullahlardan eylemesini niyaz eyler, bu ruh ve şuur içerisinde bulunan tüm Hizbullah Ümmetine “sonsuz selamlar olsun!..” deriz…

Mescid-i Aksa, Kudüs, Filistin, Hicaz başta olarak tüm İslam topraklarının kurtarılması ve İslam’ın, cihan-şümul hakimiyetinin gerçekleştirilmesi ümidiyle…

İslami Davet / Kudüs Günü – Üstad Hilmi Kocaaslan

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir