Doğa, gökyüzü ve uzay ile ilgili bilmeceler

Doğa ağaç orman

Doğa, gökyüzü ve uzay ile ilgili bilmeceler

Ateşe girer yanmaz,
Suya girer ıslanmaz. (güneş)

Attım atmaz, yere batmaz, yeminlidir, yaya gitmez. (güneş)

Attım beyaz yumağı, tuttum siyah yumağı. (gündüz-gece)

Ayvalar sarardı mı, gökyüzü karardı mı, okullar açılırken, leylek Nil’e vardı mı? (sonbahar-güz)

Basarım iz olmaz. (su)

Ben esince saçların uçuşur.
Balkonda çamaşırlar çabucak kurur.
“Vuuu” sıkı tut şapkanı,
Hızla esince onu yakalamak güç olur. (rüzgar)

Bir çuval cevizim var, sayarım tükenmez. (yıldız)

Biz biz idik biz idik, yüz binlerce kız idik, gece oldu dizildik, gün olunca silindik. (yıldızlar)

Bulundukları ortamda yayılır,
Kabına sığmaz taşar.
Küçük deliklerden bile kaçar.
Örnektir ona hava, buhar
– Nedir maddenin bu hâli çocuklar? (gaz)

Bulutlardan süzülür,
İnci gibi dizilir,
Çamur olur ezilir,
Bilin bakalım bu nedir? (yağmur)

Dam üstünde takur tukur,
Sandım kızlar kilim dokur. (Dolu)

Dağdan gelir, taştan gelir, bir yularsız aslan gelir. (sel)

Dağdan gelir, taştan gelir, bir kükremiş arslan gelir. (sel)

Duruşu ömür, gözleri kömür, soğuk dondurur, sıcak öldürür. (kardan adam)

Elsiz, ayaksız, kapıyı açar. (rüzgar)

Elsiz ayaksız kuyu kazar. (yağmur)

Evirsen de çevirsen de
Bellidir duruşu,
Çünkü sabittir şekli.
İncelersen kalemini, silgini,
Anlarsın maddenin bu hâlini. (katı)

Gökte gördüm bir köprü, rengi var yedi türlü (gök kuşağı)

Gökten yağar tıp tıp, yürürken yolda şıp şıp (yağmur)

Gök yüzünde bulunur, doğayı ısıtır. (güneş)

Hem ısıtır hem yakarım,tüm canlılara bakarım. (güneş)

Her mevsim yağabilirim
Ama en çok ilkbaharda,
Islatmam için seni
Şemsiyeni unutma. (yağmur)

Isıtınca dünyayı, aydınlanır her yer. Bitkiler büyümek için suyu topraktan, ışığı ondan ister. (güneş)

İstemez sabit durmak asla,
Değiştirir şeklini kaptan kaba.
İşin gizemi akmasında;
Su, benzin örnektir ona
-Bulamadın mı maddenin bu hâlini hâlâ? (sıvı)

Kapıyı açar, kapamadan kaçar. (rüzgar)

Kış gelince yağarım, etrafı bembeyaz kaplarım. (kar)

Kış gelince yağarım
Etrafı bembeyaz yaparım. (kar)

Mavi atlas, iğne batmaz,
Makas kesmez, terzi biçmez
Göz görür, el değmez. (gökyüzü)

Mini mini toplar, yere düşer hoplar. (dolu)

Nar tanesi,
Nur tanesi,
Dünyamızın bir tanesi. (Ay)

Sadece yağmurdan sonra çıkar, dünyayı yedi rengi ile sarar. Sanki gökyüzünde asılı durur, iyi düşünen onun adını bulur. (gök kuşağı)

Şekere benzer tadı yok,
Havada uçar kanadı yok. (kar)

Şu derenin öte yüzü, beri yüzü, Gümbürcünün küçük kızı, Yayık çalkar harıl gürül. (gök gürlemesi)

Yağar gökte tıp tıp, yürürken yolda şıp şıp. (yağmur)

Yaz yağmurunun ardından
Beni görürsünüz gökyüzünde
İyice bakarsanız bana
Size gülümserim yedi rengimle (gök kuşağı)

Yazın bizi ısıtır, kışın başka yerleri,
Gündüz kendini gösterir, gece saklar kendini,
Gökyüzünde farklı yerlerde bulunur.
Batarken yavaş yavaş yok olur. (güneş)

Yürümekten hiç bıkmaz,
Donunca kabına sığmaz. (su)

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir