Web sitemize hoşgeldiniz, 13 Mayıs 2021

Anne babamıza ve aile büyüklerine karşı görevlerimiz

Anne babamıza ve aile büyüklerine karşı görevlerimiz

Anne babamıza ve aile büyüklerine karşı görevlerimiz

Anne babamıza ve aile büyüklerine karşı görevlerimiz nelerdir?

Anne Babayla İlişkiler

İnsan bakıma muhtaç olarak doğar. Anne, baba ya da büyüklerinin desteği ile hayata tutunur. Yeme, içme, giyinme, barınma gibi temel ihtiyaçları aile büyükleri tarafından karşılanır.

Anne ve babalar, çocukları için her türlü fedakârlığı yapar. Çocuklarıyla ilgilenir, sorunlarını çözmede onlara yardımcı olurlar. Sevgi ve merhametle çocuklarını büyütür, çocuklarına maddi ve manevi her türlü konuda destek verirler. Tüm bu fedakârlıkları da karşılıksız olarak yaparlar.

İslam dini anne baba hakkına büyük önem verir. Yüce Allah “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti…” (İsrâ suresi, 23. ayet.) buyurarak anne baba hakkının önemini vurgulamıştır.

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘Öf!’ bile deme, onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle.” (İsrâ suresi, 23. ayet.)

“Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır. Rabbin öfkesi ise, anne babanın öfkesine bağlıdır.”
Hadis-i Şerif (Tirmizî, Birr, 3.)

Anne ve babamıza nasıl davranmamız gerekiyor?

Aile içinde çocukların anne babalarına karşı bazı sorumlulukları vardır. Çocuğun en temel görevi, onu fedakârlıklarla büyüten anne ve babasına ve aile büyüklerine iyi davranmaktır. Onların dine uygun olan isteklerini yerine getirmektir. Kur’an-ı Kerim’de “Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik…” (Ahkâf suresi, 15. ayet.) buyrularak anne ve babaya iyi davranılması istenmektedir. Anne ve babanın rızasını alarak hareket etmek, onların hoşnutluğunu kazanmak gerekir. Bu konuda Hz. Peygamber, “Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır…” (Tirmizî, Birr, 3.) buyurarak anne babanın rızasını almanın önemine dikkat çekmiştir.

Anne babamız ve aile büyüklerimize karşı saygılı davranmamız önemlidir. Aile büyüklerinin, dine uygun olarak verdikleri görevi yerine getirmek, uyuyan ya da çalışan biri varsa sessiz olmak, misafir gelince ilgilenmek, büyüklerin ellerini öpmek ve daha birçok davranış aile içindeki saygının göstergesidir.

İnsanların zor zamanlarında yardım isteyeceği ilk kişiler aile bireyleridir. Çocukların anne, baba ve aile büyüklerine yardım etmesi onlara olan saygılarının da bir göstergesidir. Aile büyükleri, yapabilecekleri işler konusunda çocuklarından yardım isteyebilir. Çocuklar da ev ödevlerini yaparken, bir konuyu araştırırken büyüklerinden destek isteyebilir. Bu ve benzeri durumlarda aile içindeki yardımlaşma ve dayanışma aile bağlarının güçlenmesine katkı sağlar.

Aile içindeki her birey üzerine düşen görevi yerine getirdiği zaman birçok sorun çözülür. Bu nedenle ailemiz içindeki birlik ve beraberliğe önem vermeliyiz. Sorunlarımızı birlikte çözmeli, birbirimize destek olmalıyız. İnsanlara sevgi ve saygıyla davranarak hem kendi mutluluğumuza hem de çevremizdeki kişilerin mutluluklarına katkı sağlamalıyız.

Anne babamıza ve aile büyüklerimize karşı görevlerimiz:
Dine uygun olan isteklerini yerine getirmek
Daima güler yüz ve yumuşaklık göstermek
Saygıda kusur etmemek
Sıkıntıya düştüklerinde yardım etmek
Ölmüşlerimizi hayırla anmak
Onlara dua etmek

Çocukların anne ve babalarıyla etkili bir iletişim kurabilmeleri için birlikte vakit geçirmeleri önemlidir.

Anne babamızın bizden istekleri nelerdir?
Sofra hazırlanırken yardımcı olmamı ister.
Misafirlerimizle ilgilenmemi ister.
Bilgisayar başında fazla vakit geçirmemi istemez.

Aile büyüklerine öf bile dememek ile ilgili bir hikaye, kıssadan hisse
BABA İLE OĞLU
Yaşlı baba ile onu ziyarete gelen orta yaşlardaki oğlu birlikte salonda oturuyorlardı.
Sıradan şeylerden sohbet ettikten sonra oğlu gitmek için hazırlanmaya başlamıştı. O anda bulundukları odanın penceresinin kenarına minik serçeler kondu. Baba serçelere bir süre baktıktan sonra oğluna sordu:
“Bu ne oğlum?”
Oğlu soruyu biraz garip bulsa da babasına cevap verdi:
“O bir serçe baba.”
Baba bu kez diğer serçeyi gösterdi ve tekrar sordu:
“O nedir?”
Oğlu iyice şaşırarak onun da bir serçe olduğunu söyledi. Kuşlar hâlâ pencerenin kenarında duruyor, etrafa cıvıltılar saçıyorlardı.
Baba üçüncü defa oğluna serçelerden diğerini göstererek sordu:
“Bu ne?”
Oğlu babasının aynı soruyu tekrar tekrar sormasına sinirlenmiş gibiydi.
“O da bir serçe baba, kaç kez sordun. Beni duymuyor musun?”
Baba tekrar sorunca oğlu yüksek sesle babasına neden böyle yaptığını sordu.
Babası gülümseyerek oğluna döndü ve ona çok küçükken yaşadıkları bir anıyı anlatmaya başladı. Baba, oğlunun o yaşlarını düşünürken sevgiyle gülümsüyordu. Şöyle anlattı:
Bir gün seni evimizin yanındaki parka oynaman için götürmüştüm. Sen parkta oynarken ben seni oturduğum banktan seyrediyordum. Birden koşarak yanıma geldin ve parkın kenarındaki çimlere konmuş olan serçeyi göstererek “Baba bu ne?” diye sordun. Sana onun bir kuş olduğunu adının da serçe olduğunu söylediğim halde sorunu defalarca tekrarladın. Her soruşunda sana yeni bir şey öğretmenin sevinci ve sabrıyla cevapladım. Sonra koşarak parka geri döndün ve oynamaya devam ettin.
(Diyanet Aylık Aile Dergisi, “Kıssadan Hisse”, s. 52.)

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.