Web sitemize hoşgeldiniz, 14 Mayıs 2021

Çevre nedir, çevremizdeki durumlar bizi nasıl etkiler?

Çevre nedir, çevremizdeki durumlar bizi nasıl etkiler?

Çevre nedir, çevremizdeki durumlar bizi nasıl etkiler?

Çevre; canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri, birbirleriyle etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Bir başka deyişle çevre, insanın anne rahminde oluştuğu andan ölünceye kadar yaşadığı ortamda etkileşimde bulunduğu etmenlerdir. Yaşam sırasında çevre insanı, insan da çevresini olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.
Çevre;
• Hastalıklar için zemin hazırlayabilir.
• Hastalıkların yayılmasını kolaylaştırabilir.
• Bazı hastalıkların seyrini ve sonucunu etkileyebilir.
İnsan sağlığını etkileyen çevresel etmenler şunlardır:

1. Kimyasal Etmenler: Zehirler, kanser yapıcı maddeler, gıda katkı maddeleri gibi insan sağlığını bozan etmenlerdir. Özellikle tarımsal üretimde bilinçsiz kullanılan yapay gübrelerin ve hormonların sağlığı olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir.

2. Fiziksel Etmenler: Çevremizde bulunan ve sağlığa zarar veren bütün fiziksel şartlar, fiziksel etmenler olarak tanımlanır. Kullanma suları, atık sular, kentlerde çöpler, köylerde ise çöplerle beraber gübreler pis kokusu, görüntü kirliliğinin yanında birçok bulaşıcı hastalığa da neden olur. Ayrıca çevrenin iklimi, ev ve iş yerlerinin havası, sıcaklığı, aydınlatılması; lokanta, sinema vb. gibi genel yerler, giyim eşyaları da fiziksel etmenlerdir.

a) Gürültü Kirliliği: Kişiyi bedensel ve ruhsal olarak olumsuz etkileyen, insanların işitme sağlığını ve algılamasını bozan, iş performansını azaltan, çevrenin sakinliğini yok eden önemli bir çevre kirliliği türüdür.

Kentleşme, sanayileşme, hızlı nüfus artışı, ekonomik yetersizlikler, teknolojik gelişmeler ve eğitim eksikliği ses kirliliğini yaratan en önemli etmenlerdir. Gürültünün derecesi ve gürültüye maruz kalma süresine göre kişilerin fizyolojik ve psikolojik performanslarında etkilenmeler görülür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre meslek hastalıklarının %10’u gürültü sonucu meydana gelen işitme kaybı olarak tespit edilmiştir. Gelişmiş ülkelerde 1960’lı yıllardan bu yana gürültünün kişisel ve toplumsal yaşam kalitesini düşürdüğü kabul edilmektedir. Bir diğer ifadeyle gürültü kirliliği geri kalmışlığın göstergesi olarak görülebilir.

b) Radyasyon: Maddeye ve insana nüfuz edebilen dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek genlerde bozulmaya neden olmaktadır. 1945’te Japonya’da, 1986’da Çernobil’de olduğu gibi yoğun radyasyon ani ölümlere, düşüklere, kanserlere, katarağa, yanıklara, engelli ve ölü doğumlara neden olmuştur. Bu etki nesiller boyunca devam etmektedir. Bununla birlikte; elektrikli süpürge, tost makinesi, ütü, mikser, ampul, buzdolabı, saç kurutma makinesi, çamaşır makinesi, fırın, televizyon, ekmek kızartma makinesi ve rondo gibi elektrikli ev aletleri elektromanyetik radyasyon yayan cihazlar grubuna girmektedir. Bu aletlerin kullanımının azaltılması aile bütçesine ve ülke ekonomisine yüksek faydalar sağlayacak ve radyasyon kirliliğini azaltacaktır.

c) Cep Telefonu: Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline gelen cep telefonları, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Cep telefonu insan sağlığı için bir tehdit oluşturabilir.

Cep telefonu kullanımı (doza bağlı olarak) konsantrasyon eksikliğine, uyku bozukluğuna, hâlsizliğe, kan basıncında artışa ve baş ağrısına yol açabilir. Uzun vadeli cep telefonu kullanıcılarında tümör gelişimi riski artabilir.

ç) Hava Kirliliği: İnsan sağlığını veya çevresel dengeleri bozacak şekilde havanın bileşiminin değişmesi ya da havada bulunmaması gereken maddelerin havaya karışmasıdır. Trafik, endüstri ve ısınmadan kaynaklanan kirleticiler, hava kirliliğinin başlıca kaynaklarıdır. Hava kirliliğinin insan sağlığına etkileri; kirli havanın vücuda giriş şekli, maruziyet süresi, kirli havadaki etkenlerin yoğunluğu ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişmektedir.

Havadaki kirleticiler; solunum fonksiyonlarında bozulmaya, solunum sistemi ve kalp hastalıklarına, kansere ve erken ölümlerde artışa neden olmaktadır.

Hava kirliliğinin azaltılabilmesi için ulusal ölçekte katı yakıt kriterlerinin belirlenmesi, akaryakıt kalitesinin ve araç standartlarının iyileştirilmesi, doğal gaz altyapısının yaygınlaştırılması gibi birtakım önlemlerin alınması yarar sağlayacaktır.

d) Su Kirliliği: Nüfusun, sanayinin ve şehirleşmenin hızlı bir şekilde artışı su kirliliğine yol açar. Su kirliliğinde insan faaliyetlerinin etkisi büyüktür. Lağım suları, fabrika atıklarının sulara karışması suların kirlenmesine neden olur. Su kirliliği arttıkça insan sağlığı da tehdit altına girer. Bunu önlemek için öncelikle su israfının önüne geçilmelidir. Bunun dışında sanayi atıklarının ve evsel atıkların kontrollü şekilde atılması, doğada zor parçalanan deterjan gibi maddelerin kullanımının azaltılması, gübre ve kimyasal ilaçların kontrollü bir şekilde kullanılması gibi önlemlerin de alınması gereklidir.

e) Çöpler: Görüntü ve çevre kirliliği oluşturur. Çöpler karıştıkları toprağı, suyu ve havayı kirletir. Son yıllarda ortaya çıkan bazı büyük olaylar yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kirlenmesine neden olmaktadır. Sağlıklı bir çevre için çöplerle ilgili çözüm arayışlarına gidilmelidir.

Çevre kirliliğine yol açan etmenlerden biri de tıbbi atıklardır. Bunlar özellikle sağlık personeli başta olmak üzere tüm çevrede yaşayan canlıları etkilemektedir. Bu atıklar nedeniyle insanlarda kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları, hormonal hastalıklar, çocuklarda gelişme ve zekâ gerilikleri gibi ciddi sağlık sorunları görülmektedir. DSÖ her yıl beş yaşın altındaki 3 milyon çocuğun hava ve su kirliliği ve diğer çevre sorunları sebebiyle öldüğünü belirtmektedir. Tek çözüm yolu ürün ve üretim süreçlerini geliştirmek yoluyla zehirli atık üretiminden vazgeçmektir.

Çevre kirliliğine yol açan bir diğer etmen de atık pillerdir. Atık piller evsel çöplere kesinlikle karıştırılmamalı, ayrı bir yerde biriktirilerek atık pil toplama kutularına atılmalıdır. Atık pillerden doğaya sızan ağır metallerin temiz içme sularına karışması durumunda insanlar; kanser, böbrek rahatsızlıkları ve karaciğer rahatsızlıkları ile karşı karşıya kalmaktadır.

Atık maddelerin çevre sağlığına zarar vermemesi için birtakım tedbirler alınmalıdır. Tıbbi atıklar ve gıda atıkları ile evsel nitelikli atıkların toplanmasında farklı renkli torbalar kullanılmalıdır.

Evsel nitelikli atıklar; tıbbi, tehlikeli ve ambalaj atıkları ile karıştırılmadan siyah renkli evsel atık poşetlerinde toplanmalıdır.

Cam malzemeler, ambalaj atıkları, atık kâğıtlar, atık metal malzemeler mavi renkli geri dönüşüm poşetlerinde toplanmalıdır.

Tıbbi atıklar üzerinde “Dikkat Tıbbi Atık” ve “Uluslararası Biyotehlike “amblemi bulunan kırmızı renkli tıbbi atık poşetlerinde toplanmalıdır. Burada amaç atıkların yaratacağı kirlilik, enfeksiyon ve diğer risklerden çevremizi korumaktır. Aynı zamanda atıkların geri dönüşümlerinin yapılabilmesi için ayrıştırılarak toplanması gerekmektedir. Atık maddeler farklı renklerde çöp kutularına atılmalıdır.

Atıkların Doğadaki Yok Olma Süreleri ne kadardır?

f) Kanserojen Madde: Kanser oluşumuna neden olan maddelere “kanserojen” adı verilir. Kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren tümörlere denir. Günümüzde birçok kimyasal maddenin kanser oluşumuna neden olduğu bilinmektedir. Yakın zamanlara kadar güvenli ve zararsız kabul edilen birçok kimyasalın kanserojen olduğu kanıtlanmıştır.

Yirmi birinci yüzyılda kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle kanserojen maddelerin tespiti ve bunlara karşı gerekli önlemlerin zamanında alınması oldukça önemlidir.

g) Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO): Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalardır. GDO’lu soyadan ve mısırdan üretilen früktoz, yağ, sakkaroz, glikoz şurubu, nişasta içeren günlük tüketim maddeleri (hazır çorbalar, çikolatalar, gofretler, bebek mamaları, şekerlemeler, bisküvi, bitkisel yağlar, pudingler, krakerler vb.) ve GDO’lu soya ve mısırı yem olarak tüketen büyükbaş, küçükbaş hayvanların etleri, sütleri, yağları da GDO riskini taşımaktadır. Bilim insanları tarafından GDO içeren gıdaların insan sağlığına zararlı olabileceği belirtilmektedir. Özellikle antibiyotiğe karşı direnç, alerji ve kısırlık gibi olumsuz etkileri olduğu savunulmaktadır. Zaman zaman bu gıdaların kansere yol açacağı iddiaları dile getirilmektedir.

ğ) Vektörler: Hastalık yapan mikroorganizmaları, insanlara taşıyan eklem bacaklılara ve kemiricilere “vektör” denir. Bunlar arasında sıçan, fare gibi kemiriciler, sivrisinek, tahtakurusu, bit, pire, kene ve karasinekler sayılabilir. Vektörler hayvanlardan ayrı olarak incelenmektedir. Vektörle yayılan hastalıklar arasında tifüs, veba, tifo ve sıtma gibi hastalıklar bulunmaktadır. Vektörlerle bulaşan hastalıkların ortadan kaldırılmasında kimyasal kontrol ve aşılama işlemi yapılır, hastalığı bulaştıran hayvanlar yok edilir.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.