Web sitemize hoşgeldiniz, 14 Mayıs 2021

Bulaşıcı hastalıklar ve bu hastalıklardan korunma yolları nelerdir?

Bulaşıcı hastalıklar ve bu hastalıklardan korunma yolları nelerdir?

Bulaşıcı hastalıklar ve bu hastalıklardan korunma yolları nelerdir?

İnsanlar günlük yaşamda her zaman mikroorganizmalarla bir aradadır. Ancak bu mikroorganizmaların tamamı hastalığa yol açmaz. Bu canlılardan patojen olan türler, insan sağlığını tehdit eder. Bulaşıcı hastalıklar virüs, bakteri, riketsia, mantar gibi mikroorganizmaların herhangi bir yolla insan vücuduna girmesi sonucunda ortaya çıkar. Bu mikroorganizmalar vücuda çeşitli yollardan girerek enfeksiyon oluşturur.

Enfeksiyon, patojen bir mikroorganizmanın herhangi bir dokuda veya organda yaşaması ve çoğalmasıdır. Ancak bu sırada yüksek ateş, burun akıntısı, kusma, öksürük, ishal gibi hastalık belirtileri görülmeyebilir. Çünkü vücutta enfeksiyon olması her zaman hastalık demek değildir. Enfeksiyon hastalığı, mikroorganizmaların üremesi ya da salgıladığı maddelerle organ ve dokuların normal çalışmasını bozması, bunun sonucunda hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasıdır.

Mikroorganizmaların enfeksiyon oluşturabilmesi için tamamlamak zorunda olduğu aşamalar vardır. Buna enfeksiyon zinciri adı verilir. Enfeksiyon zincirinin ögeleri kaynak, bulaşma yolu ve sağlam kişiden oluşur.

Hastalık bulaşma yolları ve enfeksiyon zinciri

Kaynak, enfeksiyon zincirinin ilk ögesidir. Bulaşıcı hastalık etkeninin yaşadığı ve ürediği yer, bulaştırdığı hastalık etkeninin kaynağıdır. Enfeksiyon zincirinde ikinci öge ise bulaşma yoludur. Kaynağından ayrılan mikroorganizmalar farklı yollarla zincirin üçüncü ögesi olan sağlam kişiye ulaşarak enfeksiyona yol açar.

Hastalıklar; su, besinler, solunum, temas, vektörler, hayvanlar ve cinsel yollarla bulaşır.

Bulaşıcı hastalıklar bazen bir yöre, bir ülke ya da tüm dünyada birden ortaya çıkarak yayılabilir. Buna salgın adı verilir. Bulaşıcı hastalıkların belli bir bölgede salgın olmaksızın sık görülmesi endemi, aynı zamanda çok sayıda bireyi etkilemesi epidemi adını alır. Coğrafi bir sınırlama olmaksızın belirli bir zaman periyodundaki enfeksiyon salgınlarına ise pandemi denir. Veba, kolera, tifo, tifüs, grip tarih boyunca görülmüş salgın hastalıklardandır.

Bir çocuklu aile iki odalı bir evde yaşamaktadır. Su ihtiyacını çeşmeden akan şehir suyundan, şehir suyu kesik olduğu zaman da kuyudan karşılamaktadır. İki gündür su kesiktir. Anne ve baba pazardan aldığı meyve, sebzeler ile bulaşıkları kuyudan aldığı su ile yıkamaktadır. Baba gece çocuğunun kusarak uyandığını ve ağladığını görmüştür. Çocuğun ateşli olduğu ve fışkırır tarzda dışkıladığı dikkatini çekmiştir. Annesini uyandırarak çocuğu hastaneye götürmüşlerdir.

Su ve Besinlerle Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Su ve besinlerle bulaşan hastalıkların etkenleri ağız yoluyla alınıp bağırsaklara yerleşerek enfeksiyona neden olur. Özellikle kötü çevre koşulları, yetersiz temizlik alışkanlığı, kirli sular, açıkta satılan yiyeceklerin tüketimi, sinek, böcek, fare gibi canlıların çok olduğu yerlerdeki mikroorganizmalar bu hastalıklara neden olur. Bu hastalıklardan bazıları tifo, paratifo, amipli ve basilli dizanteri, koleradır.

Tifo: Hastalık etkeninin bulunduğu yiyecekler ve suyun tüketilmesiyle sağlıklı insanlara bulaşır. Belirtileri hâlsizlik, baş ve karın ağrısı, yüksek ateş, iştahsızlık, bağırsak kanaması, ishal, karında şişlik, düşük tansiyon, yavaş nabız, bronşit, bademcik iltihabı, kilo kaybıdır. Kalbi, beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve kulak sinirlerini etkiler.

Paratifo: Tifoya benzeyen bir hastalıktır. Hastalık, etkenini taşıyan yiyecekler ve suyun tüketilmesi sonucunda sağlıklı kişilere bulaşır. Baş ağrısı, yüksek ateş, ishal, karın ağrısı gibi belirtileri vardır. Komplikasyonları safra kesesi ve böbrek iltihabı, menenjit, kemik iltihabı, zatürre gibi hastalıklardır.

Kolera: Kolera etkeni olan mikroorganizmanın bulunduğu suyun içilmesi, bu suyla yıkanmış yiyeceklerin yenilmesi sonucunda bulaşır. Kusma ve ishal, kokusuz, pirinç suyuna benzer dışkılama belirtileri ile aniden başlar. Sıvı kaybı nedeniyle dil kurur, dudaklar morarır, göz yuvaları çöker, deri soğuk, terli, buruşuk hâl alır.

Amipli dizanteri: Hastalık etkeninin bulunduğu su ve besinlerin tüketilmesiyle bulaşır. Mukuslu ishalle seyreden, yüksek ateş yapmayan bir hastalıktır. Belirtileri; karın ağrısı, hâlsizlik, hazımsızlık, bağırsaklarda gaz şikâyeti, kanlı ishaldir. Komplikasyonlarından bazıları; bağırsak kanaması ve delinmesi, karın zarı iltihabı, apandisit ve bölgesel iltihaplardır.

Su ve besinlerden bulaşan hastalıklarda bağırsak enfeksiyonlarından dolayı vücut sıvı kaybeder. Kaybedilen sıvının karşılanması vücudun sıvı elektrolit dengesinin korunması açısından çok önemlidir. Bunun için 5 su bardağı kaynatılıp soğutulmuş suya 2 çorba kaşığı şeker, 1 çay kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konarak karıştırılır. Hastaya içebildiği kadar sık aralarla içirilir. Bunun yerine hekim kontrolünde olmak şartıyla sağlık kuruluşları ya da eczanelerden temin edilebilecek oral rehidratasyon sıvısı da (ORS) kullanılabilir. Bunun dışında hastaya pirinç çorbası, patates püresi ve meyve suları verilmelidir. Posalı gıdalar (meyve ve sebze) verilmez. Sıvı kaybının artması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Su ve besinler yoluyla bulaşan hastalıklardan korunmak için temizlik kurallarına uyulmalı, bireyler sağlık eğitimi yoluyla aşı, bağışıklama ile yeterli ve dengeli beslenme konusunda bilgilendirilmelidir. Bebekler anne sütü ile beslenmelidir. Özellikle hepatit A hastalığına karşı aşı yaptırılmalıdır. Sular klorlanmalıdır. Ellerin temizliğine özen gösterilmelidir. Çiğ et, balık ya da tavuk ile temas ettikten sonra eller iyice yıkanmalıdır. Midye, istakoz gibi kabuklu deniz ürünleri temiz yerlerden temin edilmelidir. Sebze ve meyveler iyice yıkanarak tüketilmelidir. Bunlar toz, toprak ve ilaç kalıntılarından temizlenmesi için sirkeli suda 5-10 dakika bekletilmeli ve bol su ile birkaç kere durulanmalıdır. Açıkta satılan yiyecekler tüketilmemelidir. Gıdaları satın alırken üretim ve son kullanma tarihine bakılmalıdır. Kirli, bombeleşmiş kapaklı olan paketlerdeki ürünler satın alınmamalıdır. Gıdalar ve çöp kutuları üstleri kapatılarak sinek ve böceklerden korunmalıdır. Besin üretilen lokanta, pastane, fabrika gibi yerlerde çalışanların düzenli portör muayeneleri yaptırılmalıdır. Evlerde, okullarda, iş yerlerinde kullanma suları klorlanmalı, temizliğinden şüphe edilen sular kaynatılmalıdır. Yerleşim yerlerinde alt yapı hizmetlerinin yetersizliğine karşı kalıcı önlemler alınmalıdır.

Bebekler su ve besinlerle bulaşan hastalıklara karşı anne sütüyle beslenmelidir.

Solunum Yolu İle Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Solunum yoluyla bulaşan hastalıklar aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki mikroorganizmaların çevredeki sağlam insanlar tarafından solunması (damlacık enfeksiyonu) ya da ağız ve burun akıntıları ile bulaşır.

Nezle, grip gibi solunum yolu enfeksiyonları; burun akıntısı ve tıkanıklığı, boğazda yanma, gözlerde sulanma, hâlsizlik, bebeklerde ve yaşlılarda hafif ateş gibi belirtilerle ortaya çıkar. Kızıl, kızamık, kızamıkçık, kabakulak gibi hastalıkların belirtileri ise boğaz ağrısı, yüksek ateş, yutma güçlüğü, vücutta döküntü, hâlsizlik vb.dir. Boğmaca, zatürre, verem gibi solunum yolu enfeksiyonlarında şiddetli öksürük ve yüksek ateş görülür. Özellikle zatürre hastalığında çok yüksek ateş, göğüs çekilmesi, hızlı solunum, burun tıkanıklığı gibi belirtiler görülür.

Ağır bir solunum yolu hastalığı olan verem, nadiren de olsa çiğ süt ile sindirim sistemine bulaşabilir. Belirtilerinden bazıları hâlsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, kilo kaybı, yüksek ateş, gece terlemesi ve kanlı balgam çıkarmadır.

Verem, tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın, ihmal edilmesi durumunda ölümlere neden olabilir. Uzun süren tedavisinde süreklilik çok önemlidir. Eğer ilaç tedavisi düzenli olarak sürdürülmezse hastalık etkeni olan basiller ilaca karşı direnç kazanır ve bu durum tedaviyi zorlaştırır. Veremden aşı ile korunmak mümkündür. Hastalığın aşısı T.C. Sağlık Bakanlığı aşı takviminde “BCG Aşısı” olarak yer almaktadır.

Solunum yoluyla bulaşan hastalıklardan korunmak için öksürürken, aksırırken ağız mendil, tıbbi maske vb. ile kapatılmalıdır. Eller sık yıkanmalı, yeterli ve dengeli beslenilmeli ve kişisel temizliğe özen gösterilmelidir. Bu hastalıklara karşı zamanında aşılama yapılmalıdır. Solunum yolu ile bulaşan hastalığı olan hastaların ziyaretinde koruyucu önlemlerin alınmasına özen gösterilmelidir.

Temas Yoluyla Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Temasla bulaşan hastalıklardan bazıları trahom, mantar ve uyuzdur. Trahom, kornea ve göz kapaklarını etkileyen bulaşıcı bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde körlüğe yol açar. Karasineklerin yanı sıra hastanın havlu ve diğer eşyaları aracılığıyla bulaşır.

Uyuz hastalığı insanlarda, çeşitli evcil ve yabani hayvanlarda uyuz akarlarının (sarcoptes scabiei) neden olduğu bulaşıcı deri yangısıdır. Ellerde, koltuk altlarında, parmak aralarında, karın bölgesinde, yara ve iltihaplanmaya neden olur. Hastanın giysilerini giymek, yatağında yatmak, kişisel eşyalarını kullanmak uyuz hastalığının bulaşmasına neden olur.

Mantar bir tür cilt hastalığıdır. Etkeni, sıcak ve nemli ortamlarda ürer. Genellikle ayaklarda, koltuk altlarında, cinsel organlarda ve saçlı deride görülür. Hastanın terlik, çorap, ayakkabı gibi kişisel eşyalarının sağlam kişilerce kullanılması sonucu bulaşır. Ayrıca tuvalet, havuz, duş yerleri de mantarın bulaşabileceği alanlardandır.

Bu hastalıklardan korunmak için kişisel temizliğe dikkat edilmelidir. Hastanın pijama, havlu, çorap, yastık ve yatak örtüsü gibi eşyaları kaynatılarak yıkanmalı ve ütülenmelidir. Başkalarına ait terlik, ayakkabı, makas ve törpü gibi manikür, pedikür araçları kullanılmamalıdır. Hasta ile sosyal temastan (yanak yanağa öpüşmek, tokalaşmak vb.) kaçınılmalıdır. Hastanın en kısa zamanda hekime başvurarak tedavi olması sağlanmalıdır.

Yatılı okulda okuyan Zeynep, kendininkileri yanına almayı unuttuğundan, el ve ayak tırnaklarını keserken Zerrin’in tırnak makasını kullanmaktadır. Bir süre sonra Zeynep’in ve Zerrin’in el ve ayaklarında kaşıntı ile kabuklu yaralar oluşmuştur.

Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Vektör olarak adlandırılan bit, pire, kene, sivrisinek gibi eklem bacaklılar ve fare gibi canlılar bazı hastalık etkenlerini insanlara taşıyabilir. Sıtma, Şark çıbanı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bu hastalıklardan bazılarıdır.

Sıtma anofel cinsi dişi sivrisineklerden bulaşır. Üşüme, titreme, ataklarla gelen yüksek ateş, terleme, hâlsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, baş, karın ve kas ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Sivrisinekler bataklıklar ve su birikintilerinin olduğu bölgelerde yaygındır. Bu bölgelere seyahat edenlerde de hastalık görülebilir. Sıtmanın tedavisi, devlet tarafından ücretsiz karşılanmaktadır. Hasta mutlaka hekim kontrolünde tedavi edilmelidir.

Anofel cinsi sivrisinek sıtma hastalığını bulaştırır.

Şark çıbanı, tatarcık sineğinin ısırması ile sağlam insanlara bulaşır. Hastalığı taşıyan sineğin ısırması el, yüz ve derinin açık olan bölgelerinde yaralara neden olur. Bu yaralar ciltte derin ve kalıcı izler bırakabilir. Tedavi için mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının etkeni bazı kenelerde bulunan bir virüstür. Virüsleri taşıyan kenelerin kan emmesi, çiftlik hayvanları üzerindeki kenelerin çıplak elle toplanması ve ezilmesi, vücudunda virüs bulunan hayvanlar ile hastalığa yakalanmış insanların kanlarına ve vücut sıvılarına dokunmayla bulaşabilir. Yüksek ateş, hâlsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, titreme, kas ağrısı ve öksürük, ishal, burun ve diş eti, deri, mide, bağırsak ve cinsel organ kanamaları hastalığın belirtilerinden bazılarıdır.

KKKA (Kırım kongo kanamalı ateşi) hastalığından korunmak için nelkere dikkat edilmelidir?

• En zehirli kene türleri yüksek rakımlı nemsiz alanlarda ürer ve buralarda yaşayabilirler. Bu nedenle yüksek rakımlı bölgelerde yaşayanlar özellikle havaların sıcak olduğu dönemlerde KKKA’ya karşı daha dikkatli olmalıdırlar.

• Kenelerin bulunduğu alanlardan uzak durulmalıdır. Bu alanlarda bulunanlar vücutlarına kene tutunup tutunmadığını belirli aralıklarla kontrol etmelidirler.

• Kırsal alanda bulunan kişiler boyun, kol, bacak, ayak vb. bölgelerini kapatıcı giysiler giymelidir.

• KKKA hastalığında tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin olduğu bölgelerde yaşayanlar, çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar diğer insanlara göre daha fazla risk altındadır. Bu nedenle bu yörelerde yaşayan insanlar kene tutunmalarına karşı bilinçli davranmalı, vücuda tutunan kenelere karşı dikkatli olmalıdırlar.

• Kenelerin vücuttan mümkün olduğunca erken çıkarılması gerektiğinden vücutlarına kene tutunan kişiler hemen en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir.

• Keneye sağlık kuruluşlarında, sağlık görevlileri tarafından müdahale edilmelidir.

• Keneye çıplak elle dokunulmamalıdır. Kene gövdesinden, başından ve diğer organlarından kesinlikle tutulmamalıdır. Vücuda yapışan kene çıkarılırken kenenin başının kopmamasına dikkat edilmelidir.

• Riskli kırsal bölgelerde yaşayan kişilerde gözle görülür kene tutunma durumu olmasa bile ateş, halsizlik, bulantı, kusma ve kanama belirtilerinin görülmesi durumunda mutlaka KKKA incelemesi yapılmak üzere sağlık kuruluşuna gidilmelidir.

Vektörlerle bulaşan hastalıklara karşı mücadele etmek için çevresel ve kişisel temizliğe özen gösterilmelidir. Sivrisineklerle mücadele için gerekli ilaçlama yapılmalıdır. Ancak sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde ekolojik dengenin korunması için bunlarla beslenen balık yetiştirme gibi biyolojik mücadele yöntemleri de kullanılmalıdır. Kırsal alanlarda evlerin ve ahırların duvarları kireçle sıvanmalı ve badana yapılmalıdır. Yaşama alanlarında kullanılan pencerelere, sineklerin giremeyeceği biçimde tel takılmalıdır. Hayvanların ve insanların kanlarına, vücut sıvılarına eldivensiz dokunulmamalıdır.

Hayvanlardan İnsanlara Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Hayvanlar, içinde bulunduğumuz çevrenin vazgeçilmez parçalarıdır. Hayatımıza pek çok katkıları vardır. Ancak bazen insanlara hastalık bulaştırabilirler. Salmonellozis, toksoplazmozis, hidatik kist bu hastalıklardan olup hekim kontrolünde tedavi gerektirir.

Salmonellozis: Domuz, sığır, at, köpek, kedi, vahşi hayvanlar ve kuşların dışkısından enfekte olan besinlerle ve suyla bulaşır. Yüksek ateş, karın ağrısı, kaslarda kramp, bulantı, kusma ve kanlı ishal gibi belirtileri vardır. Zehirlenmelere neden olur.

Toksoplazmozis: Aşılanmamış kedilerin dışkılarında bulunan parazit yumurtalarından bulaşır. Hastalık kadınlarda erken ve engelli doğum ile düşüğe neden olabilir.

Hidatik kist hastalığı: Kesilen büyükbaş hayvanların kistli organlarını yiyen kedi, köpek gibi hayvanların dışkılarındaki yumurtaların bulaştığı yiyecek ve içeceklerin tüketilmesiyle yayılır. Ayrıca rüzgâr ile uçuşan yumurtaların solunması ve paraziti taşıyan kedi ve köpeklere dokunulduktan sonra ellerin iyi yıkanmaması da bu hastalığa neden olur. İnsanlarda karaciğer, akciğer, dalak, beyin gibi iç organlarda oluşturduğu kistlerden dolayı ölüme sebep olabilir.

Bazı bulaşıcı hastalıklar ise hayvanlarda ve insanlarda ortak görülür. Şarbon, kuduz, Brusella (burusella) ve kuş gribi bunlar arasında sayılabilir.

Şarbon: Hasta olan büyükbaş hayvanlardan bulaşır. İnsanlara ciltteki kesikler, solunum ve yiyecekler yoluyla bulaşır. Hâlsizlik, akciğerlerde ödem, iç kanama şarbonun bazı belirtilerindendir. Tedavide şarbon etkeniyle temastan en geç birkaç saat sonra ilaçların alınması gerekmektedir, aksi takdirde ölüme yol açabilir.

Kuduz: Hastalık etkeni yarasa, kurt, aşılanmamış kedi, köpek gibi etçil hayvanların salyalarında bulunur ve bunların ısırmaları sonucu bulaşır. Huzursuzluk, sudan korkma, bilinç kaybı gibi belirtileri vardır. Sinir sistemi ve beyinde ölümcül tahribat yapar. Koruyucu tedbirler alınmazsa öldürücüdür. Kuduz hastalığında ölüm özellikle solunum felci ile olur.

Brusella: Hasta koyun, keçi, sığır vb. hayvanların sütü ile bundan yapılmış ürünlerle, atık ve salgılarına dokunulmasıyla bulaşır. Hâlsizlik, ateş, terleme ve kas ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Kalp, akciğer, lenf ve salgı bezleri ile dalak ve sinir sistemi gibi organları etkiler. Testis ve rahimde neden olduğu sorunlardan dolayı erkeklerde kısırlık, kadınlarda düşüğe yol açabilir.

Kuş gribi: Hastalık etkeni taşıyan ördek, kaz, tavuk gibi kanatlı hayvanlara, bunların et ve yumurtalarına, vücut sıvılarına direkt temasla bulaşır.

Hayvanlardan bulaşan, hayvan ve insanlarda ortak görülen hastalıklardan korunmak için nelere dikkat edilmelidir?

• Pastörize ya da sterilize edilmiş sütler tüketilmelidir. Bu mümkün değilse süt, mutlaka kaynatılmalıdır. Çiğ sütten yapılmış peynirler en az 3 ay salamura edildikten sonra tüketilmelidir.

• Yiyeceklerin hazırlığında kullanılan araçlar (maşa, bıçak, doğrama tahtası) iyice yıkanmadan kaldırılmamalıdır.

• Blender, kıyma makinesi ve mikser gibi mutfak eşyaları, yumurta ve et gibi çiğ yiyecekleri hazırlamak için kullanıldıysa bunlar tekrar kullanmadan önce iyice yıkanmalı ve kurulanmalıdır.

• Et, tavuk ve yumurta iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.

• Etle yapılmış, temizliğinden emin olunmayan çiğ köfte tüketilmemelidir.

• Yiyecekler böceklerden, kemirgenlerden ve diğer hayvanlardan korunmalıdır.

• Kesilen hayvanların et ve derisine çıplak elle dokunulmamalıdır.

• Kuş gribine karşı özellikle bu hastalığın yaygın olduğu dönemlerde kanatlı hayvanlarla temas edilmemeli, hasta olanların et ve yumurtaları yenmemelidir.

• Hayvanların sağlık kontrolleri düzenli olarak yaptırılmalıdır.

• Başıboş ve sahipsiz hayvanlar kuduza karşı aşılanmalıdır. Hayvan ısırığı olduğunda yara sabunlu suyla iyice yıkanmalı, ısırılan kişi aşı yaptırmalıdır. Kuduz şüphesi olan hayvan ilgili resmî makamlara bildirilmelidir.

• Kişisel temizliğe, özellikle el temizliğine dikkat edilmelidir. Yemekten, tuvalet kullanımından önce ve sonra, dışarıdan eve gelince eller sabun ve bol su ile yıkanmalıdır.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar ve Bu Hastalıklardan Korunma Yolları nelerdir?

Cinsel yolla bulaşan birçok hastalık vardır. Bu hastalıkların mikroorganizmaları kan, sperm ya da vajinal sıvılarla bulaşır. Tedavileri hekim kontrolünde gerçekleştirilir. Günümüzde en sık rastlanılanları şunlardır:

AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome-Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu): Hastalığın etkeni, cinsel yolla bulaşan HIV (Human Immunodeficiency Virus-İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) virüsüdür. Hastanın kan ya da kanına temas etmiş araçlarla insanlara bulaşır. Anneden bebeğe, gebelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle de bulaşabilir. HIV bazen bulaştığı kişide hastalık yapmayabilir, kişi ömür boyu taşıyıcı olarak yaşayabilir ve hastalığı başkalarına bulaştırır. HIV virüsü sivrisinek ya da böcek ısırıklarıyla; idrar, dışkı, aksırık, öksürük yoluyla; kullanılan bardak, çatal, kaşıkla; tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak dudak ve ağızdaki yaralar ile diş fırçalarken diş etlerindeki kanamadan bulaşabilir.

AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın belirtileri arasında sürekli hâlsizlik, uzun süreli yüksek ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda tedavi ile geçmeyen yara ve mantar sayılabilir. AIDS hastaları direnç kaybettiğinden ağır grip ve zatürre gibi hastalıklardan dolayı hayatlarını kaybederler. Bu nedenle hastaların vücut direncini güçlendiren tedavilerle yaşam süreleri uzatılır.

Hepatit B: Hepatit B hastalığına neden olan virüs, enfekte olmuş kan ve vücut sıvıları yoluyla bulaşır. Bu hastalığın virüsü karaciğer enfeksiyonuna neden olur. Belirtilerinden bazıları idrar renginde koyulaşma ve sarılık, karaciğerde büyüme ve ağrı, yüksek ateş, kusmadır. Tedavi edilmediğinde karaciğer kanseri ve siroz gibi hastalıklara yol açabilir.

Tedavisi mümkün olan bu hastalıkta tam iyileşme 3-6 ay sürebilir. Hepatit B hastalığı geçirenlerin pek çoğu sağlığına kavuşur. Ancak hastaların bazılarında virüs vücutta kalır ve kişi yaşamını taşıyıcı olarak sürdürür. Bu durumda olan kişilere hepatit B taşıyıcısı denir. Hastalığa karşı korunmak için aşı yaptırılmalıdır.

Genital herpes (Genital uçuk): Genital bölgede virüslerden kaynaklanan kaşıntılı ve ağrılı olan uçuklar zamanla yaraya dönüşür. Vücut direncinin yükselmesiyle kendiliğinden iyileşir, ancak direnç düştüğünde tekrarlar. İdrar yolu hastalıklarına, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanserine ve düşüklere neden olur. Doğum sırasında bebeğe hastalık virüsü bulaşırsa bebeğin gözleri, derisi ve sinir sistemi etkilenebilir ya da bebek ölebilir.

Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları (HPV – Human Pappilloma Virüsü): Hastalık etkeni olan virüs dış üreme organlarında, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında, ağrısız ve karnabahar görünümünde et kümelerine neden olur. Zamanla bu kümeler büyüyerek doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Gebelik döneminde bebeğin solunum yolunda siğiller oluşturarak sorunlara neden olur.

Bel soğukluğu (Gonore): Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere yol açan hastalıktır. Gebelik döneminde, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Bu durum bebeklerde körlük ve eklem enfeksiyonlarına neden olur. Belirtilerinden bazıları idrara çıkarken yanma ve akıntıdır. Tedavi edilmediği taktirde enfeksiyon ilerler ve kısırlığa neden olur.

Sifilis (Frengi): Hastalığa neden olan etken vücuda girdiği yerde şişkin ve ağrısız yaraya neden olur. Belirtileri baş ve eklem ağrıları, el ve ayakta, vücudun bazı bölgelerinde döküntü, kilo kaybı, iştahsızlık, kaş ve saçlarda dökülmedir. Doğacak bebeğe de bulaşarak ölü doğuma neden olabilir. Bütün vücuda zarar verir, tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabilir.

Trikomoniyazis: Cinsel yolla ya da genel tuvaletlerin kullanımı ile bulaşabilir. Erkeklerde üretra, prostat ve testislerde enfeksiyon oluşur. Kadınlarda enfeksiyondan dolayı genital organda kaşıntı ve yeşil ya da sarı renkli, kötü kokulu akıntıya yol açar.

Klamidya: Bu hastalıkta mikroorganizma kadınlarda rahime, erkekte ise idrar yoluna yerleşerek bu organlarda iltihaplanmaya neden olur. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en yaygın olanıdır. Tedavi edilmediğinde kadınlarda enfeksiyon yukarıya doğru ilerler ve yumurtayı rahme taşıyan tüplere ulaşıp tıkanma sonucu kısırlığa neden olabilir. Karın içine yayılarak ağır, yaşamı tehdit eden enfeksiyonlara yol açabilir. Belirtileri kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı, erkeklerde idrara çıkarken yanma, sarı akıntıdır. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında, annenin doğum kanalından bebeğe bulaşarak akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşturabilir.

Cinsel yolla bulaşan bazı hastalıkların mikroorganizmaları vücut sıvıları ve kan yolu ile de bulaşabilir. AIDS, hepatit B bu hastalıklardandır. Bulaşma, kontrolsüz kan nakli ile steril olmayan şırınga, iğne vb. aletlerin kullanımından kaynaklanır. Damar içi uyuşturucu bağımlılarının ortak kullandıkları şırınga ve iğnelerde de bu hastalıkların bulaşma riski vardır.

Sifilis, gonore, genital herpes ve klamidya gebelikte veya doğum sırasında anneden bebeğine bulaşabilir. Anne ve bebek sağlığının korunması açısından hekim kontrolünde olmak çok önemlidir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmada en etkili yol tanınmayan ve şüpheli kişilerle ilişkiden kaçınılması ve tek eşli olunmasıdır. Prezervatif (kondom) kullanımına özen gösterilmelidir. Kan nakillerinde gerekli tetkiklerin yapılmış olmasına dikkat edilmeli, başkalarının kullandığı şırınga ve iğne kullanılmamalıdır. Şırınga ile iğnelerin tek kullanımlık olmasına dikkat edilmelidir.

Kulak deldirme, manikür ve pedikür ile dövme yaptırma vb. işlemler sağlık için risk oluşturur. Bu işlemler yapılırken kullanılan araçların steril olması gereklidir.

Bağışıklık nedir, bağışıklık için neden aşı olunmalıdır?

İnsan vücudu hastalık yapan etkenlere karşı kendini koruyacak özelliktedir. Vücudu mikroorganizmalardan koruyan maddeler, bağışıklık sistemini oluşturan antikorlardır. Antikorların yapıları genellikle etkili oldukları mikroorganizmaya göredir. Yani vücutta her mikroorganizma için ayrı bir antikor oluşur. Ancak vücudun bir hastalığa karşı antikor üretmesi için o hastalık etkeniyle karşılaşması gerekir. Çünkü mikroorganizma ya da toksini vücuda girdiğinde antikor salgılanır. Böylece vücuda girebilecek mikroorganizmalara karşı, bağışıklık sistemi hazırlanır. Bağışıklık sisteminin hazırlanması için aşı olunmalıdır.

Aşılar, insanları mikroorganizma içeren enfeksiyon hastalıklarından korur. Hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, hastalığın ölü ya da direnci zayıflatılmış mikroorganizmasıyla hazırlanmış eriyiğe aşı adı verilir. Aşılama ise bu eriyiğin vücuda verilerek bağışıklık sağlamasıdır.

Aşı, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önler.

Aşının, vücudu hastalıklardan koruması için uygun yaş ve aralıklarla yapılması gerekir. Çocuklar bulaşıcı hastalıklar açısından risk grubundaki bireylerdir. Çünkü insanların bulaşıcı hastalıklara en sık yakalandıkları dönem vücut direncinin düşük olduğu çocukluk çağıdır.

Ülkemizde bebekler T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan aşılama takvimine uygun ve ücretsiz olarak aşılanır. Aşı takvimine, yıla göre yenileri eklenebilir. Aşılama hekimin önerisine göre erişkinlik döneminde de devam edebilir.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.