Anadolu’nun Türkleşme süreci nasıl olmuştur?

tarafından
2
Anadolu’nun Türkleşme süreci nasıl olmuştur?

Anadolu’nun Türkleşme süreci nasıl olmuştur?

Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri Anadolu’da ne gibi sosyal ve kültürel değişiklikler meydana
getirmiştir?

Miryokefalon Savaşı ve bu savaşın Türk tarihi açısından önemi nedir?

ANADOLU’DA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ

Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’ya yönelik fetih hareketleri hızlandı. Bunda Büyük Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan’ın fethedilen bölgeyi fetheden komutana kılıç hakkı olarak vermesi de etkili oldu. Selçuklu komutanları kısa sürede Anadolu’nun önemli yerlerini ele geçirdi. Başlangıçta Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı olan komutan ve beyler, zamanla Büyük Selçuklu otoritesinin zayıflamasından faydalanarak bağımsız hareket etmeye başladılar.

Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’da kurulan ilk Türk devlet ve beylikleri

DANİŞMENTLİLER (1080-1178)

Danişment oğlu Gümüştekin Ahmet tarafından Sivas merkez olmak üzere Orta Anadolu’da kuruldu (1080). Beyliğin sınırları zamanla Tokat, Niksar, Amasya, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Kayseri, Elbistan ve Malatya illerini içine alacak şekilde genişledi. Bu yüzden Danişmentliler, Bizans, Gürcü ve Ermenilerin dışında Türkiye Selçuklu Devleti ile siyasi sorunlar yaşadı. Ancak İslam dünyasına yönelik düzenlenen Haçlı Seferleri nedeniyle Danişmenlitler ve Türkiye Selçukluları uzlaşma yoluna gitti. Beyliğin ilk hükümdarı Ahmet Gazi, Türkiye Selçuklu Hükümdarı I. Kılıç Arslan ile birlikte Haçlı ordularına karşı savaştı. Ahmet Gazi’nin ölümünden sonra yerine oğlu Emir (Melik) Gazi geçti. Bu dönemde Danişmentliler Orta Anadolu’da güçlü bir devlet hâline geldiler. Emir Gazi; Haçlılara, Bizanslılara ve Ermenilere karşı giriştiği başarılı mücadeleler sonunda Türk ve İslam âleminin takdir ve hayranlığını kazandı. Halife ve Büyük Selçuklu Hükümdarı Sencer tarafından kendisine meliklik unvanı verildi. Emir Gazi’nin ölümünden sonra yaşanan taht kavgaları yüzünden Danişmentliler zayıfladılar. Zamanla Kayseri, Sivas ve Malatya illeri merkez olmak üzere üç kola ayrıldı. Türkiye Selçuklu Hükümdarı II. Kılıç Arslan bu üç kolu ele geçirerek Danişmentlilerin siyasi varlığına son verdi.

Danişmentliler siyasi varlıkları boyunca Anadolu’nun Türkleşmesine ve İslamlaşmasına büyük katkı
sağladılar. Hâkim oldukları bölgelerde bilimi ve sanatı geliştirdiler. Tokat’ta inşa ettikleri Yağıbasan Medresesinde birçok ilim insanının yetişmesine katkıda bulundular. Mimari alanda birçok eser inşa ettiler. Bu eserlerden bazıları; Tokat’ta Yağıbasan Medresesi, Kayseri’de Ulu Cami, Amasya’da Hilafet Gazi Kümbeti’dir.

Danişment Gazi’nin Türk İslam dünyasındaki önemi nedir?

DANİŞMENTNÂME

Anadolu’da Türk destanları zincirinin ikinci halkası Danişment Gazi Destanı’dır (Birincisi Battal Gazi Destanı).

Battal Gazi ve gaza arkadaşlarının şehit olmasıyla lidersiz kalan Malatya ileri gelenleri, bu konuda Battal Gazi’nin soyundan Danişment Gazi’ye müracaat ederler. Böylece Battal Gazi Destanı’nın âdeta devamı niteliğinde olan Danişment Gazi Destanı başlar. Battal Gazi’nin ölümü üzerine Hristiyanlar Anadolu’nun bir kısmına yeniden hâkim olurlar. Danişment Gazi bu toprakların bir bölümünü tekrar alır ve Müslüman Türklere vatan yapar.

Danişment Gazi Destanı’nda Türklerin Anadolu’yu yurt tutma çabaları ve kahramanlıkları anlatılır. Yine Orta ve Kuzey Anadolu’nun coğrafi durumuyla ilgili bilgiler bulunmaktadır. Destan XI-XV. yüzyıllar arasında Türklerin tarih, kültür ve coğrafyasıyla ilgili zengin bir birikime sahiptir.
Necati DEMİR Danişment Gazi Destanı

SALTUKLULAR (1072-1202)

Anadolu’nun doğusunda kurulan önemli bir Türkmen beyliğidir. Beyliğin merkezi Erzurum’dur. Kurucusu, Alp Arslan’ın komutanlarından Ebu’l Kasım Saltuk’tur. Saltuklular, özellikle Gürcü Krallığı, zaman zaman da Türkiye Selçukluları ile sorunlar yaşadılar. Gürcülerle yaptıkları mücadeleler sonucu elde ettikleri başarılar sayesinde topraklarını genişlettiler. Haçlı Seferleri esnasında Türkiye Selçuklu Devleti’ne destek vererek Haçlılara karşı başarılı mücadeleler sergilediler.

Saltukluların merkezi konumunda olan Erzurum; Akdeniz ve Suriye’den gelen, İran’a ve Azerbaycan’a giden büyük kervan yollarının geçtiği bir yerdi. Dolayısıyla Erzurum birçok bölgeden gelen tüccarların ticaret merkezi konumundaydı. Saltuklular Dönemi’nde tarım ve hayvancılık son derece gelişmişti. Ayrıca Saltuklular mimari, sanat ve kültür alanında da önemli gelişmeler sağladılar. Erzurum’daki Kale Camisi, Tepsi Minare, Ulu Cami, Üç Kümbetler ve Tercan’daki Mama Hatun Kümbeti Saltuklulara ait önemli eserleridir.

MENGÜCEKLİLER (1080-1228)

Alp Arslan’ın önemli komutanlarından biri olan Mengücek Gazi tarafından Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar dolaylarında kuruldu. Mengücekliler, zaman zaman Danişmentlilerle ittifak yaparak Gürcü Krallığı ve Trabzon İmparatorluğu ile savaşarak topraklarını genişlettiler.

Mengücek Gazi’den sonra yerine oğlu İshak geçti (1142). Ancak İshak’ın ölümünden sonra çıkan taht kavgaları yüzünden beylik, Erzincan ve Divriği kolu olmak üzere ikiye ayrıldı. Erzincan kolunun ünlü hükümdarı Behramşah’tır. Bu dönemde Erzincan önemli bir ticaret ve kültür merkezi hâline geldi. Behramşah’ın ölümünden sonra Türkiye Selçuklu Hükümdarı I. Alâeddin Keykubat, Erzincan koluna son verdi. Divriği kolu ise Türkiye Selçuklularına bağlı olarak varlığını sürdürdü. 1228’de tamamen bu devlete katıldı.

Mengücekliler Dönemi’nde bilim ve sanat büyük gelişme gösterdi. Bilim ve sanat insanları himaye
edildi. İmar faaliyetleri sayesinde şehirler mamur hâle getirildi. Mengüceklilerin önemli eserleri arasında Divriği Ulu Cami ve Sitte Melik Kümbeti yer almaktadır.

ARTUKLULAR (1102-1231)

Oğuzların Döğer boyundan olan Artuk Bey, Alp Arslan’ın emri ile Anadolu’da fetihlere başladı. Bizans’a
karşı başarılı mücadelelerde bulundu. Diyarbakır kuşatması sırasında Selçuklu Hükümdarı Melikşah ile arası açıldı ve Melikşah’ın kardeşi Suriye Meliki Tutuş’un hizmetine girdi. Tutuş da ona Kudüs ve çevresini ikta olarak verdi. Artuk Bey 1093 yılında Kudüs’te öldü. Yerine geçen oğulları İlgazi ve Sökmen, Kudüs’ü Fatimilere karşı koruyamayınca Diyarbakır’a geldiler. Bu bölgede Artukoğullarını kurarak üç koldan yönetim sürdüler (1102). Bu kollar, Hısnıkeyfa (Hasankeyf) Artukluları, Mardin Artukluları ve Harput Artuklularıdır. Artuklular, Eyyubi Devleti ile ittifak yaparak Haçlı Seferleri’ne karşı; Türkiye Selçuklu Devleti ile ittifak yaparak Bizans’a karşı başarılı mücadeleler verdiler.

Artuklular Dönemi’nde tarım ve hayvancılık gelişti. Bunun yanında Artuklulu idarecilerin aldığı güvenlik tedbirleri sayesinde bölgede ticaret oldukça ilerledi. Bölge, başta Halep ve Şam olmak üzere diğer bölgelerden gelen tüccarların uğrak merkezi hâline geldi.

Artuklular yaşadıkları bölgeleri mamur hâle getirdiler. İlmî, dinî ve sosyal amaçlı birçok eser inşa ettiler. Diyarbakır’daki Ulu Cami, Mardin’de Zinciriye ve Mesudiye medreseleri, Ulu Cami, Babüsur Camisi ve Batman Çayı üzerindeki Malabadi Köprüsü önemli eserleridir.

Artuklular Dönemi’nde kültürel hayatın yanında önemli bilimsel gelişmeler yaşandı. Dünyanın ünlü fizikçileri arasında gösterilen El-Cezeri bu dönemde önemli bilimsel çalışmalarda bulundu.

El-Cezeri’nin bilimsel faaliyetleri nelerdir?

EL-CEZERİ

Anadolu’da kurulan ilk Türk beylikleri sadece fetih ve imar faaliyetleriyle uğraşmamış, bilim ve teknik konusunda da önemli çalışmalar yapmışlardır. Bunun en güzel örneği Artuklular Dönemi’nde yaşamış olan El-Cezeri’dir. Aslen fizikçi olan El-Cezeri, 1153 yılında Cizre’de doğdu. El-Cezeri, yapmış olduğu bilimsel çalışmalarla; haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilminin kurucusu kabul edilir.

El-Cezeri, dişli çarklarla çalışan makineler, güneş, su ve filli saati (Görsel 1.9) kendiliğinden akıp kesilen su fıskiyesi, mekanik müzik aletleri ve şifreli kilitler yaptı. Hatta onun, siber tekniğinin ve bilgisayarın ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilir.
Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

ÇAKA BEYLİĞİ (1081-1093)

İlk Türk denizcisi olarak kabul edilen Çaka Bey, Oğuzların Çavuldur koluna bağlı Türkmenlerdendir. Hayatı serüvenlerle doludur. Özellikle Bizans’a karşı başarılı mücadeleler sergiledi. Bu mücadelelerinin birinde Bizans’a esir düştü. Ancak Çaka Bey, bir fırsatını bularak Bizans’ın elinden kaçmayı başardı ve İzmir’e gelerek burada kendi adıyla beyliğini kurdu (1081). Bölgede kısa sürede büyük bir donanma oluşturarak Midilli, Sakız ve Rodos adalarını fethetti. Bir süre sonra İstanbul’u kuşatmak için Peçenek Türkleri ve Türkiye Selçuklu Devleti ile ittifak oluşturdu. Ancak Bizans, Türkiye Selçuklu hükümdarı ve aynı zamanda Çaka Bey’in damadı olan I. Kılıç Arslan’ı Çaka Bey’e karşı kışkırttı. Bizans’ın oyununa gelen I. Kılıç Arslan, Çaka Bey’i öldürttü. Bu karışıklıktan yararlanan Bizans, İzmir’i yeniden ele geçirerek Çaka Beyliği’ne son verdi (1093). Çaka Bey ilk Türk denizcisi olmasının yanında, daha sonra Anadolu’da kurulacak olan Türk beylik ve devletlerine denizcilik konusunda öncülük etmiştir.

Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu’da kurulan diğer Türk beylikleri nelerdir?

Beyliğin Adı, Kurucusu, Kurulduğu Yer, Bıraktıkları Önemli Eserler

  • Sökmenliler (Ahlatşahlılar) (1100-1208) Kurucusu: Sökmen Bey Kurulduğu Yer: Van, Erçiş, Tatvan, Muş
  • İnançoğulları (Ladik Beyliği) (1261-1368) Kurucusu: İnançoğlu Mehmet Bey Kurulduğu Yer: Denizli, Ladik Bıraktıkları Önemli Eserler: Server Gazi Türbesi
  • Dilmaçoğulları (Togan Arslanoğulları) (1085-1394) Kurucusu: Dilmaçoğlu Mehmet Bey Kurulduğu Yer: Bitlis, Erzen Bıraktıkları Önemli Eserler: Bitlis Ulu Cami
  • İnaloğulları (1098-1183) Kurucusu: Emir İnal Bey Kurulduğu Yer: Diyarbakır, Ergani
  • Tanrıvermişoğulları (1081- 1093) Kurucusu: Tanrıvermiş Bey Kurulduğu Yer: Efes
  • Çubukoğulları (1085-1213) Kurucusu: Çubuk Bey Kurulduğu Yer: Harput

TÜRKİYE SELÇUKLU DEVLETİ (1077-1308)

Türkiye Selçuklu Devleti’nin Kuruluş Dönemi

Rumların zulmünden kaçan üç bin Haçlı, Müslüman oldu. Ah merhamet, sen hıyanetten de daha zalimsin! Çünkü Türkler Hristiyanlara yardım edip şefkat göstererek dinlerini satın alıyor, bununla beraber asla onları din değiştirmeye zorlamıyorlardı. (Bir Haçlı Kroniği)

Bu kadar iyi muamele, esirlere vatanlarını unutturdu. Birçok yerin halkı onun (I. Keyhüsrev) memleketine göç etti. ( Bizanslı tarihçi Niketas)

Osman TURAN Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi

Anadolu’nun Türkleşme sürecinde Türklerin Anadolu’daki gayrimüslimlere yaklaşımları nasıl olmuştur?

Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu, Selçuklu soyundan (Oğuzların Kınık Boyu) Süleyman Şah’tır. Alp Arslan Dönemi’nde Anadolu fetihlerine katılan Süleyman Şah, Bizans’taki karışıklıklardan yararlanarak 1075 yılında İznik’i fethetti. Bir süre sonra İzmit’i alarak Üsküdar önlerine kadar geldi. Boğazlardan geçen gemilerden vergi almaya başladı. Süleyman Şah, Anadolu’da merkeziyetçi bir devlet kurmak istedi. Anadolu’da dağınık hâlde bulunan Türkleri tek çatı altında birleştirmeye çalıştı. Fetihler sırasında birlikte hareket ettiği Türk boylarını Bizans sınır boylarına yerleştirdi. Ancak bir süre kardeşi Mansur’un çıkardığı ayaklanma ile uğraştı. Ayaklanmayı Büyük Selçuklu Sultanı Melik Şah’ın gönderdiği kuvvetlerle bastırdı. Bu olaylardan sonra Melik Şah gönderdiği bir fermanla Anadolu Sultanlığını Süleyman Şah’a verdi. Böylece İznik merkez olmak üzere Türkiye Selçuklu Devleti kurulmuş oldu (1077).

Süleyman Şah, devletin hâkimiyet sahasını genişletmek amacıyla bir süre sonra Çukurova’ya yöneldi.
Tarsus ve Adana’yı fethetti. Halep’i de almak isteyince Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş ile arası açıldı. Halep civarında yapılan savaşı Süleyman Şah kaybetti ve savaş meydanında öldü (1086).

Türkiye Selçuklu-Bizans Mücadeleleri

Türkiye Selçukluları ile Bizans arasındaki ilk mücadeleler yukarıda da belirtildiği gibi Süleyman Şah
Dönemi’nde başladı. Türkiye Selçuklularının her geçen gün Anadolu’ya hâkim olma gayretleri yüzünden bu mücadeleler giderek arttı.

I. Kılıç Arslan Dönemi (1092-1107): I. Kılıç Arslan, Süleyman Şah’ın vefatı ile bozulan devlet düzenini sağladıktan sonra Bizans üzerinde baskı kurdu. Bu sırada Çaka Bey de İstanbul’u kuşatma planları yapıyordu. Bundan rahatsız olan Bizans, I. Kılıç Arslan’ı aynı zamanda kayınpederi olan Çaka Bey’e karşı kışkırttı. Çaka Bey’in daha fazla güçlenmesinden çekinen I. Kılıç Arslan, Bizans’ın oyununa gelerek Çaka Bey’i öldürttü.

I. Kılıç Arslan, batı sınırlarını güvenlik altına almak amacıyla Bizans’la bir antlaşma yaptıktan sonra
doğuya yöneldi ve Malatya’yı kuşattı. Ancak Haçlı ordularının Anadolu’ya doğru ilerlediği haberini aldı.
Kuşatmayı kaldırmaya mecbur oldu. İznik’e gelerek şehri savunmaya başladı. Kalabalık Haçlı kuvvetleri karşısında İznik’i terk ederek devletin merkezini Konya’ya taşıdı.

I. Mesut Dönemi (1116-1155): Bu dönemde, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos (Manuel
Komnenos) Türkleri Anadolu’dan atmak için büyük bir ordu ile harekete geçti. I. Mesut, Konya civarında Bizans ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu arada II. Haçlı ordusunun Anadolu’ya doğru ilerlediğini öğrenince Bizans’la antlaşma yapmak zorunda kaldı. Antlaşmaya göre Antalya ve çevresindeki bazı yerler Bizans’a bırakıldı.

II. Kılıç Arslan Dönemi (1155-1192): Haçlı Seferleri’nin Anadolu’da yarattığı otorite boşluğundan faydalanan Bizans, Batı Anadolu Bölgesi’ndeki bazı toprakları ele geçirdi. Daha sonra Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak için harekete geçti. Bizans ve Türkiye Selçuklu kuvvetleri Isparta’da Eğirdir Gölü’nün kuzeyindeki Kumdanlı mevkiinde karşı karşıya geldi. Miryokefalon Savaşı (Görsel 1.12) diye adlandırılan savaşı Türkiye Selçuklu Devleti kazandı (1176). Bizans tazminat ödemek koşuluyla barış istedi.

Miryokefalon Zaferinin sonuçları nelerdir?

• Bizans’ın Anadolu’yu Türklerden geri alabilme umutları sona erdi.
• Anadolu kesin olarak Türk yurdu oldu. Bu tarihten sonra Anadolu’ya Türkiye denmeye başlandı.
• Türklerin batıya ilerleyişi hızlandı. Batı Anadolu’da Türk nüfusu arttı.
• Anadolu’daki ticaret yollarının denetimi büyük ölçüde Türkiye Selçuklu Devleti’ne geçti.

Malazgirt ve Miryokefalon Savaşlarının Anadolu’daki Türk tarihine katkıları neler olmuştur?