Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Yer Edatları (Prepositions of Place)

Ana Sayfa » İngilizce » Yer Edatları (Prepositions of Place)
Yer Edatları (Prepositions of Place)

Yer Edatları (Prepositions of Place)

İngilizce Yer Edatları

İngilizcede yer edatları isimlerin önüne eklenerek o ismi bir dolaylı tümlece çevirirler.Türkçede bazen bir ekle bazen de bir edatla katılan bu anlam İngilizcede biraz farklıdır. Çünkü Türkçede, bu ekleri ya da edatları kelimeden sonra kullanırken, İngilizcede kelimeden önce kullanırız.

Elmalar sepetin içindeler.
The apples are in the basket.

Anahtar paspasın altında.
The key is under the mat.

in / inside: içinde

There is some water in the glass. (Bardağın içinde biraz su var.)

The children are playing in the garden. (Çocuklar bahçenin içinde oynuyorlar.)

My mom is in the kitchen. (Annem mutfağın içinde/Annem mutfakta.)

He is in his room. (Odasında./ Odasının içinde)

My shoes are in the box. (Ayakkabılarım kutunun içinde.)

He left the key in the drawer. (Anahtarı çekmecede bıraktı.)

on : (bir yüzeyin) üzerinde

The keys are on the table. (Anahtarlar masanın üstündeler.)
There is a dictionary on the book.(Kitabın üstünde bir kitap var.)
The cat is sleeping on the bed. (Kedi yatağın üstünde uyuyor.)

over : üstünde, yukarısında, üzerinde

“over” edatı da “on” gibi üstünde anlamına gelir.Fakat “on” kullandığımız da bir yüzeye temas olması gerekir. “over” edatı ise temas olmaksızın bir nesnenin üst tarafını kasteder. Bu ayrımı örnekler üzerinden inceleyelim.

The books are on the table. (Kitaplar masanın üstünde.)
Yukarıdaki örnekte kitaplar masaya temas etmektedir.
The picture of Atatürk is over the board. (Atatürk resmi tahtanın üstünde.)
Yukarıdaki örnekte resim ile tahta arasında temas yoktur. Tahtanın yukarısı kastedilmektedir.

There is air-conditioning over the window. (Pencerenin üstünde klima var.)
The shelves are over the TV. (Raflar televizyonun üzerinde.)
The painting is over the sofa. (Tablo kanepenin yukarısında.)

below : aşağısında

The cloud is below the sky. (Bulut, gökyüzünün aşağısında.)

near : yakınında

There is a book under the table. (Masanın altında bir kitap var.)
My socks are under the bed. (Çoraplarım yatağın altında.)
Your pencil is under the book. (Kalemin kitabın altında.)

next to : yanında

There is a bakery next to the pharmacy.(Eczanenin yanında bir fırın var.)
The armchair is next to the sofa.(Koltuk kanepenin yanında.)
Mehmet is sitting next to Ali. (Mehmet Ali’nin yanında oturuyor.)

under :altında

There is a book under the table. (Masanın altında bir kitap var.)
My socks are under the bed. (Çoraplarım yatağın altında.)
Your pencil is under the book. (Kalemin kitabın altında.)

in front of : önünde

There is a fountain in front of our house. (Evimizin önünde bir çeşme var.)
Ahmet is sitting in front of Ayşe. (Ahmet, Ayşe’nin önünde oturuyor.)
I am waiting in front of the cinema.(Ben sinemanın önünde bekliyorum.)

in back of : arkasında

The chair is in back of the table. (Sandalye masanın arkasında.)

behind :arkasında

There is a man behind the door. (Kapının arkasında bir adam var.)
The children are hiding behind the tree.(Çocuklar ağacın arkasında saklanıyorlar.)
There is a supermarket behind the school.(Okulun arkasında bir süpermarket var.)

between ….. and ….. : iki şeyin arasında

There is a grocery between the post office and pharmacy. (Postane ve eczanenin arasında bakkal var.)
The cat is between the sofa and armchair.(Kedi koltuk ve kanepenin arasında.)
The dustbin is between the door and table. (Çöp kutusu kapı ve masanın arasında.)

at : -de, -da

“at home / school / university / work / the bus-stop / hotel / a party / a concert / the theater / the cinema”

She was at home yesterday. (Dün evdeydi.)

I work at the cinema. (Sinemada çalışıyorum.)

They married at the hotel. (Otelde evlendiler.)

opposite : karşısında

The pharmacy is opposite the street. (Eczane caddenin karşısında.)

The old man stood opposite the young woman. (Yaşlı adam genç kadının karşısında durdu.)

You shouldn’t sit opposite the window. (Pencerenin karşısına oturmamalısın.)

into : içine

I walked into the room. (Odaya (odanın içine) girdim.)

He jumped into the water. (Suya atladı.)

She moves into the stage. (Sahneye ilerler.)

Yer Edatları (Prepositions of Place) - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

Meslekler (Jobs)

Meslekler (Jobs) 22 Temmuz 2020

  • Son Yorumlar

  • SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

    ÖNE ÇIKAN KATEGORİLER

    RASTGELE İÇERİKLER

    Hava olaylarına ve doğal afetlere karşı hangi tedbirleri almalıyız? Kızılay Haftası nedir? Görünen köy kılavuz istemez Alfabetik Deyimler Müzik öğretiminin amacı nedir? P Harfi ile Başlayan Eş Sesli Kelimeler

    FACEBOOK'TA BİZ

    Online İlkokul

    Hoşgeldiniz

    Online İlkokul Sanal Alemin İlkokulu - Tüm Hakları Saklıdır