Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Dünya’mızın Yapısında Neler Var?

Ana Sayfa » Fen ve Teknoloji » Dünya’mızın Yapısında Neler Var?
Dünya’mızın Yapısında Neler Var?

Dünya’mızın Yapısında Neler Var?

Karalar kayaçlardan oluşur.
Kayaçlar minerallerden oluşur.
Ekonomik değeri olan mineral veya kayaçlar maden olarak tanımlanır.
Erozyon toprak kaybına neden olur.
Hava, toprak ve su yaşam için önemlidir.
Hava, toprak ve su kirliliğini önlemek için tedbirler alınmalıdır.

Topraklar, kayaçların çeşitli etkilerle ufalanmasıyla başlayan uzun bir süreçte oluşur.

Yer kabuğunun şekli bazı etmenler nedeni ile değişir.

• kayaç
• mineral
• maden
• erozyon

Çevremizde irili ufaklı birçok taş parçası görebiliriz. Bir taş parçası bize önemsiz gibi görünebilir. Oysa jeologlar (yer bilimciler) için taşlar, yer tarihinin kayıtlı olduğu çok önemli belgelerdir. Onlar arazilerde yaptıkları incelemeler sırasında değerli taşları da bulmaya çalışırlar. Taşları dikkatli gözlemlediysek taşların çeşitli özelliklere sahip olduğunu fark etmişizdir. İnsanlar yüzyıllardır taşlara çeşitli şekiller vererek onları değişik alanlarda kullanmışlardır. Çevremize baktığımızda taştan yapılmış anıtlar, yollar, binalar görebiliriz.

Yer kabuğu kayaçlardan ve topraktan oluşur. Yer kabuğunun yüzeyi bazı kısımlarda toprak ile örtülüdür.

Derinliği ne olursa olsun toprağı sonuna kadar kazdığımızda bir kayaca ulaşırız. Toprağa göre daha sert ve sağlam olan kayaçlar, ateş küredeki magmanın yer kabuğunda bulduğu boşluklara girip orada soğuması sonucu oluşur.

Milyonlarca yılda oluşan kayaçlar; sular, buzullar, rüzgârlar gibi çeşitli etkenler nedeniyle sürekli aşınarak şekil değiştirir. Kayaçların bu etkenlerle parçalanması ve küçülmesiyle taş, taşların ufalanmasıyla çakıl, çakılların da ufalanıp minicik olmasıyla kum oluşur. İnsanlar bu oluşumları eskiden beri günlük hayatlarında kullanmışlardır. Geçmişte taşlardan çekiç, mızrak, balta gibi aletler yapılırken günümüzde binalar, yollar çeşitli süs eşyaları vb. yapılmaktadır. Çakıl taşları yol yapımında, kum ise inşaatlarda ve cam yapımında kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte insanlar yaşam kalitelerini artırmak için bu oluflumlardan yeni araçlar üretmektedirler.

Taşlara büyüteçle baktığımızda ve daha yakından incelediğimizde taşların küçük parçacıkların birleşmesiyle oluştuğunu, bazılarının tek bazılarının ise birden fazla renk taşıdığını görürüz. İşte taşlara farklı özellikler kazandıran bu yapılara mineral denir.

Karaları oluşturan kayaçların çeşitli etkenlerle ufalanması ile taşlar meydana gelir.

Mineraller, kayaçların içindeki doğal maddelerdir ve yaşantımızda farklı şekillerde yer alır. Minarellerin çeşitliliği ve farklılığından dolayı kayaçların yapısal özellikleri, renkleri, sağlamlıkları birbirinden farklıdır. Mineraller kayaçlara renk, sertlik, yumuşaklık, parlaklık, matlık gibi özellikler kazandırır. Cıva dışındaki tüm mineraller doğada katı hâlde bulunur.

Minerallerin Kullanıldığı Alanlar Nelerdir?

Kaya tuzu: İnsan gıdasında, hayvan beslenmesinde, buzlanmaya karşı kara yollarının tuzlanmasında vb. yerlerde kullanılır. Kaya tuzu ile deniz ve göllerde çözünmüfl hâlde bulunan tuzdan yemek tuzu elde edilir.

Boraks: Bor elde edilir. Sabun, seramik vb. yapımında kullanılır. Dünyadaki boraks yataklarının % 80’i ülkemizdedir.

Alçı taşı: Heykellerde, biblolarda, evlerdeki süslemelerde vb. kullanılır.

Kil: Porselen, fayans, tuğla ve kiremit gibi maddelerin yapımında kullanılır.

Mika: Saydam, parlak, ateşe dayanıklı, elektriği geçirmez özelliktedir. Elektronik araçlarda, yalıtkan madde ve otomobil camı yapımında kullanılır.

Kalsit: Mermeri oluşturan ana mineraldir. İnşaat sektörü ve dekorasyonda yaygın olarak kullanılır. Yine yer döşemesi, duvar kaplamaları, merdiven basamakları, sütunlar, şömine, mutfak ve banyolarda da kullanılır. İç dekorasyon malzemesi olarak masa,
sehpa ve çeşitli mobilyalarda yer alır. Hediyelik eşya ve el sanatları dalında ise vazo, biblo, avize, şekerlik vb. yapımında özellikle güzel renkli mermerler tercih edilir.

Taşlar ya mermer gibi tek bir mineralden ya da granit gibi çeşitli minerallerden oluşmuştur. Çoğu katı olan minerallerin ilk dikkat çeken özelliği renkleri olsa da bir minerali tanımak için bu yeterli değildir. Çünkü farklı renklerde olabilen mineraller de vardır. Taşların sertliği, saydamlığı, kolay ya da zor aşınması, şekli gibi özellikleri de onu oluşturan minerallere bağlıdır.

Kayaçlar ve minerallerin ekonomik değeri olanları maden olarak adlandırılır. Demir, bakır, gümüş, krom, bor ve altının başlıca madenlerdir. Ülkemiz madenler bakımından zengindir.

Madenlerin Çıkarıldığı Yerler ve Kullanıldığı Yerler Nerelerdir?

Bakır: Elâzığ – Ergani, Artvin – Murgul, Kastamonu – Küre Kablo üretiminde, elektrik motoru ile süs eşyası vb.nin yapımında kullanılır.
Demir: Sivas – Divriği, Balıkesir – Eymir, İzmir – Torbalı İnşaatlarda, sanayide kullanılır.
Krom: Muğla, Fethiye, Denizli, Bursa, Elâzığ, Kayseri, Adana, Mersin Çelik yapımında ve kaplamada kullanılır.

Doğada az bulunduğu için altın, elmas gibi madenler çok değerlidir. Toprağın derinliklerinde yer alan madenler karışım hâlinde bulundukları için olduğu gibi kullanılamaz. Teknolojik imkânlarla saf hâle getirilip işlenerek çeşitli araç gereçlere dönüştürülürler.

Madenlerin bulunmasını, çıkarılmasını ve zenginleştirilmesini sağlamak maden mühendislerinin işidir.

Ülkemiz madenler açısından zengin bir ülkedir. Hayatımızın bazı alanlarında madenleri kullanmaktayız. Örneğin altın; kuyumculuk, kaplama, süsleme, elektrik/elektronik, diş hekimliği, madalya yapımı gibi alanlarda ya da resmî para olarak kullanılabilmektedir.
Benzer şekilde gümüş de elektronik, para, süs eşyası, takı, pil gibi ürünlerin yapımında kullanılmaktadır.

Toprak yer kabuğunu örten ince bir tabakadır. Kayaçları tanımamız, toprağı tanıyabilmemiz
için de bir başlangıçtır aslında. Çünkü toprağın oluşumu kayaçların parçalanıp ufalanarak kum
hâline gelmesi ile başlar. Elimize bahçemizden bir avuç toprak alıp incelediğimizde onun dere kenarlarındaki ya da sahildeki kumlardan, irili ufaklı çakıl birikintilerinden oldukça farklı olduğunu görürüz.

Toprak, kayaçların çeşitli etkilerden dolayı ufalanmasıyla başlayan uzun bir süreçte oluşur. Kayaçların uzun yıllar boyunca yağmur, rüzgâr, mevsimler arasındaki sıcaklık değişimleri, gece-gündüz arasındaki sıcaklık farklılıkları gibi çeşitli etkenlerle parçalanıp ufalanması sonucunda kum oluşur ve bu kumun canlı atıklarıyla karışmasından da toprak meydana gelir. Toprak sadece kayaçların parçalanmasıyla oluşmaz. Canlı atıkların toprağa karışmasıyla da toprağın verimi artar.

Toprağın içinde hava vardır, topraktaki bitki köklerinin büyüyebilmesi ve diğer canlıların yaşayabilmesi için bu gereklidir. Her toprak, bitkilerin yetişmesi için elverişli değildir, Dünya’daki toprakların çok az bir kısmında üretim yapılabilmektedir. Topraklar içerdikleri madde miktarları ve zenginlikleri sebebiyle farklı özellik ve görünüştedirler.

Erozyon nedir?

Erozyon, toprağın verimli kısmının kaybedilmesidir.

Toprağın doğal oluşum süreci değiştirilemediği gibi günümüzdeki teknolojik yöntemlerle yapay olarak da toprak üretilememektedir. Doğal yollarla oluşan verimli toprağı kaybettiğimizde yerine başka bir kaynak da kullanamayız. Çünkü ürün elde edebileceğimiz bu toprağın oluşumu bir o kadar zor ve uzun, veriminin kaybedilmesi ise bir o kadar kolaydır.

Yağmur, akarsu ve rüzgâr toprağın oluşumunda rol oynadığı gibi onun veriminin kaybedilmesine de sebep olabilir. Toprağın su, rüzgâr ve canlıların etkisiyle aşınarak taşınması olayına erozyon (toprak aşınması) denir.

Son yıllarda hissedilen gıda krizi alarm etkisi yaptı. Bu krizin aşılabilmesi için 2030 yılına kadar dünyanın gıda üretimini artırmak
gerekiyor. Gıda kaynağı olan toprak aynı zamanda çoğu canlının da yaşadığı yer. Bizler için en az hava ve su kadar değerli olan toprağın sadece bir kibrit kutusu büyüklü¤ündeki kısmı bile 500 yılda ancak oluşuyor. Bu kadar değerli olan toprağı kaybetmemek ve toprak verimini artırmak için yapacağımız ilk iş erozyonla mücadele etmektir. Erozyonla mücadele için ağaçlandırma ve uygun tekniklerle tarım yapma gibi yöntemler kullanılmalıdır.

Erozyonun doğal ve beşerî bir afettir. Erozyon, her yıl çok ciddi oranda toprağın veriminin kaybedilmesine neden olmaktadır.

Erozyona karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

Toprak Ana Diyor ki;

Merhaba Sevgili Çocuklar,

Genç bir kayaç iken aradan geçen uzun zaman sonunda toprak hâline nasıl geldiğimi öğrendiniz. Ne kadar zahmetli ve uzun bir oluşum hikâyem var değil mi? Diğer canlılar gibi sizin de yaflayabilmeniz, barınabilmeniz ve beslenebilmeniz için elimden geleni yapıyorum ama bazıları bunun değerini pek bilemedi. Kimileri tarımla uğraşırken üzerime gereksiz ilaçlar dökerek beni kirletti. Kimileri de üzerimdeki ağaçları keserek erozyona karşı beni korunmasız bıraktı. Her geçen gün hızla yok oluyorum. Eğer benim için önlem almazsanız çok yakında tamamen verimsiz hâle geleceğim. Bana yardımcı olmak için flunları yapabilirsiniz:
• Çevrenizi ağaçlandırıp doğal bitki örtüsünü ve ormanlarınızı koruyun. Çünkü ağaçların kökleri beni tutarak sürüklenmemi önler, yaprakları da yağmurun ve rüzgârın hızını azaltarak beni korur.
• Büyüklerinizi tarlalarını nadasa bırakmaları, gübre kullanırken, sulama yaparken aflırıya kaçmamaları ve tarlaları eğime dik sürmeleri konusunda uyarın.
• Büyüklerinizi rüzgârların hızını kesecek setler ve baraj gölleri hakkında bilgilendirin. Bunlar benim için yapabileceklerinizin bazılarıdır. Ben sizleri çok seviyorum, biliyorum ki sizler de beni çok seviyorsunuz ve yok olmama izin vermeyeceksiniz.

Toprağın verimini kaybetmesi hem doğal olaylardan hem de insan etkisinden kaynaklanan bir afettir. Ülkemizde toprağın veriminin
kaybedilmesini önlemek amacıyla kurulmuş çeşitli vakıf ve örgütler vardır. Çevre ve Orman Bakanlığının yanı sıra bu vakıf ve örgütler de ülkemizin çöl olmaması için çeflitli çalışmalar yapmaktadır.

Toprak, canlıların çoğunun üzerinde barınıp yaşadığı, hayvanların yediği otların, bizlerin beslenmesi için gerekli tahıl, sebze ve meyve gibi ürünlerin yetiştiği bir hazinedir. Her toprak bitki yetiştirmek için elverişli değildir. Dünyadaki toprakların ancak onda birinde üretim yapılabilmektedir. Toprağın en verimli kısmı üstteki 1 cm’lik kısmıdır. Toprakta ve suda hava bulunur. Toprakta su da bulunur. Topraktaki canlıların yaşayabilmesi ve bitki köklerinin rahatça büyüyebilmesi için bu hava ve suya ihtiyaç vardır.

Toprak en önemli doğal kaynaklarımızdan biridir.

Erozyonla mücadelede kullanılan en yaygın tekniklerden biri teraslamadır. Teraslama, yamaçlar üzerine düşen yağmur sularının taşıma gücü kazanmadan önünün kesilerek toprakta suyun tutulmasına yarayan bir sistemdir. Erozyona karşı alınabilecek bir diğer önlem ise rüzgâr şeritleri oluşturmaktır. Tarım arazilerini rüzgârdan korumak amacı ile genellikle 1-3, bazen de 1-7 ağaç sırasından meydana getirilir.

Hava küre, su küre ve taş küre… Dünya’mızın gözlemlenebilir üç katmanı. Aynı zamanda bütün canlılar için yaşam kaynağı.

Hava, toprak ve su olmasaydı ne olurdu?

Hava olmasaydı Canlılar solunum yapamazdı, Dünya’mız Güneş’in zararlı ışınlarından korunamaz ve canlıların yaşayamayacağı kadar soğuk olurdu. Rüzgâr, yağmur gibi hava olayları gerçekleşmezdi, bitkiler besin üretemezdi.

Toprak olmasaydı Canlıların bir çoğu gibi bizler de yaşama ortamı bulamaz ve beslenme ihtiyacımızı karşılayamazdık. Çünkü hayatın kaynağı topraktır.

Su olmasaydı Canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdüremezlerdi. Bitkiler yetişmezdi, deniz ürünleri olmazdı.

Hava, toprak ve su canlılar için temel yaşam kaynağıdır.

Canlılar, hava, su ve toprak çevreyi oluşturan doğal unsurlardandır. Bunlardan birinin olmaması ya da zarar görmesi doğal dengeyi bozar ve yaşamımızı zorlaştırır. Dünya’mız, uzaydan çekilmiş fotoğrafına baktığımızda, sahip olduğu renklerle çok güzel ve temiz görünür. Günlük hayatta çevreye bırakılan evsel atıklar ve katı, sıvı, gaz hâldeki sanayi atıkları hava, su ve toprağa karışarak çevre kirliliğine yol açar. Bu kirlilik, canlıların yaşamını olumsuz yönde etkiler. Örneğin, hava kirliliği insanlarda solunum yolu hastalıklarının artmasına, su kirliliği ise bazı canlı türlerinin yok olmasına sebep olur.

Kirler içinde, düzensiz bir odada yaşamak istemediğimiz gibi pislik içinde karmaşık bir dünyada da yaşamak istemeyiz. Temel yaşam kaynaklarımız olan toprak, hava ve su çevreyi kirletenlerden şikâyetçidir. Doğal kaynaklarımız olan toprak, hava ve su kaybedilmesi durumunda tekrar geri gelmez. İnsanların dikkatsiz davranışları ve çevreye bıraktıkları atıklar kirliliğe yol açar. İnsan çevre konusunda doğru davranışlar kazanmalı, bu doğrultuda eğitilmelidir. Çevreye zarar veren de çevreyi koruyan ve geliştiren de insandır.

Bireylerin çevre konusunda doğru davranışlar kazanabilmesi, bu doğrultuda eğitilmesi çok önemlidir. Çünkü çevreye zarar veren de çevreyi koruyan ve geliştiren de bireylerdir.

Nüfus artışı, doğal yaşamın insan etkisiyle zarar görmesi çevre kirliliğine yol açan etkenlerden bazılarıdır. Örneğin, sanayi atıkları, kömür gibi yakıtlar havadaki karbon dioksit miktarını artırarak Dünya’mızın daha fazla ısınmasına sebep olmaktadır. Küresel ısınma olarak adlandırılan bu olay bütün insanlar için tehlike oluşturmaktadır. Bilim insanları bu ısınma
sonucunda ormanların yok olacağını, deniz seviyesinin yükseleceğini, iklimlerin değişeceğini ve bazı canlı türlerinin neslinin tükeneceğini söylemektedirler.

Çevre kirliliğine karşı gerekli önlemleri aldığımızda küresel ısınmanın etkilerini azaltabiliriz. Biz çevre korumacılığını kendi yaşantımızdan başlatarak bu çalışmalara katkıda bulunabiliriz. Unutmayalım ki sağlıklı yaşam, temiz bir çevrede gerçekleşir. Çevremizi korumak hepimizin görevidir.

Kayaç: Karaları oluşturan bir veya birkaç mineralden oluşan kütledir.
Mineral: Kayaçları oluşturan maddedir.
Maden: Ekonomik değeri olan kayaç veya mineraldir.
Kayaçları mineraller, madenleri de kayaç veya minerallerin değerli olanları oluşturmaktadır.

Kayaçların uzun zaman içinde yağış, sıcaklık farkı, bitki örtüsü gibi etkenlerle parçalanarak ufalanması, eskiden yaşamış bitki ve hayvan kalıntılarının da bu kayaç parçacıklarına karışarak çürümesi ile toprak oluşur.

Toprak kaybı nasıl önlenir?

Toprağı korumak için yapılabileceklere örnek olarak şunlar sıralanabilir:
• Çevreyi ağaçlandırma
• Doğal bitki örtüsünü koruma
• Tarlaların nadasa bırakılması
• Rüzgârların hızını kesecek setler

Çevre korumacılığına kendi yaşantımızdan başlayarak katkıda bulunabiliriz. Ayrıca genel olarak;
• Fabrikalar atıklarını arıtılmadan çevreye vermemelidirler. Atıklar suları ve toprağı kirletir.
• Fabrika bacalarına filtre takılmalıdır. Aksi taktirde fabrikaların olduğu bölgelerde hava kirliliği olur.
• Tarımda kullanılan ilaçlar toprağı kirlettiğinden kontrollü kullanılmalıdır.
• Evsel atıklar suları ve toprağı kirleteceğinden, uygun şekilde poşetlenip toplanmalıdır.

Karalar kayaçlardan oluşur. Kayaçlar ise minerallerden oluşur. Minerallerin ekonomik açıdan değerli olanları da madenlerdir.

Kayaçların rüzgâr, yağış, canlıların faaliyetleri gibi çeflitli etkenlerle ufalanmasıyla kaya parçaları, taşlar, kum oluşur.

Kayaçların ufalanmasıyla başlayan uzun bir süreçte yağışların, bitki örtüsünün, sıcaklık farklarının ve canlı atıklarının etkisiyle toprak oluşur.

Hava, su ve toprak temel yaşam kaynaklarımızdır. Onları kirletmeyelim. Unutmayalım! Çevre adına atacağımız her adım, geleceğimizin garantisi olacaktır.

Erozyonla mücadele edelim, topraklarımızın verimini yok etmeyelim!

Dünya’mızın Yapısında Neler Var? - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

ÖNE ÇIKAN KATEGORİLER

RASTGELE İÇERİKLER

B Harfi ile Başlayan Kelimeler ve Kavramlar Onluk sayı blokları ile modellenen işlemleri ve abaküste gösterilen toplama işlemlerini yapınız. O Harfi ile Başlayan Kelimeler ve Kavramlar Dayı ayı olduktan sonra Kitaplar, kütüphaneler ve okumak ile ilgili şiirler Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde öğrencilerce içselleştirilmesi öngörülen değerler nelerdir?

FACEBOOK'TA BİZ

Online İlkokul

Hoşgeldiniz

Online İlkokul Sanal Alemin İlkokulu - Tüm Hakları Saklıdır