Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Dünyamızı Tanıyalım

Ana Sayfa » Fen ve Teknoloji » Dünyamızı Tanıyalım
Dünyamızı Tanıyalım

Dünyamızı Tanıyalım

Hava, toprak ve su yaşam açısından önemlidir.

Çevre kirliliği, hava, su ve toprağın yaşamımızdaki önemiyle ilgili çevreyi bilgilendirmek ve bu konuda olumlu tutum ve davranışlar geliştirilmelidir.

Dünya’mızı hangi yapıların oluşturduğunu söyleyebilir miyiz? Sadece çevremizi gözlemleyerek Dünya’yı
oluşturan yapıların neler olduğunu öğrenebilir miyiz? Dünya’mızı yeterince derin kazsak nereye ulaşırız?

Dünya’mız yaşam için gereken her şeye sahiptir. Yaşayabilmek, barınabilmek, yürüyebilmek vb. için ona ihtiyaç duyarız.

Dünya akrostiş şiiri

Dünya’nın şekli küreye benzer.

Geçmişte, insanlar Dünya’nın şekliyle ilgili çeşitli görüşlere sahiptiler.

Karalar, sular ve bunları saran hava tabakası Dünya’nın gözlemlenebilir katmanlarını oluşturur.

Dünya’daki karalar taş küre (yer kabuğu), sular su küre ve bunları çevreleyen hava hava küre adı verilen bilimsel bir modelle temsil edilir.

Taş küre yerine “yer kabuğu”; ağır küre yerine “çekirdek” terimleri kullanır.

• Dünya
• yer kabuğu
• hava küre
• su küre
• çekirdek
• ateş küre

Çevremize baktığımızda Dünya’mızın düz olduğunu düşünebiliriz. Çünkü dağlar, ormanlar, göller ve denizler düz bir zeminde gibi görünür. Ancak görebildiğimiz kısım, çok büyük olan Dünya’mızın çok küçük bir bölümüdür. Geçmişte de insanlar Dünya’nın şeklinin nasıl olduğunu merak etmişler ve bununla ilgili çeşitli araştırmalar yapmışlardır. Ancak o zamanlar teknoloji bu kadar gelişmediğinden insanlar Dünya hakkında
fazla bilgi sahibi değillerdi. Dünya’nın şeklinin düz olduğunu ve bu düzlüğün ortasında karaların, etrafında ise denizlerin olduğunu düşünüyorlardı. Hatta denizde gemilerle fazla ilerlediklerinde kenardan boşluğa düşeceklerine inanıyorlardı.

Önemli bir başarıyı gerçekleştiren kişiler yaşamları ile insanlığa rehber olurlar.

Geçmişte insanlar Dünya’nın şekli ile ilgili farklı görüşler öne sürmüşlerdir. Babilliler ve eski Mısırlılar Dünya’yı bir kutu biçiminde düşünmüşlerdir. Onlara göre gökyüzü kutunun üst tarafı, yeryüzü de alt tarafıydı. Eski Yunanlılar ise Dünya’nın yuvarlak bir tepsiye benzediği görüşünü ortaya atarken kimi insanlar da büyük bir tekerleğin üzerinde yaşadıklarına inanırlardı. Bu görüşlerin yanı sıra geçmiş dönemlerde Dünya’nın şekli ile ilgili bilimsel çalışma yapmış kişiler de bulunmaktaydı.

Sayıları az da olsa o günlerde Dünya’nın yuvarlak olduğunu söyleyen ve yaptıkları bilimsel çalışmalarla
bunu kanıtlayan bilim insanları olmuştu.

Ünlü bilgin Pisagor, Dünya’nın yuvarlak olabileceğini ilan eden ilk kişiydi ama öğrencileri ve bazı bilginler dışında kimse ona inanmadı. Pisagor’dan iki yüz yıl sonra Aristo gökyüzündeki gözlemlerine dayanarak Dünya’nın yuvarlak olduğunu keşfetti. 15. yüzyılda kitaplarda artık Dünya’nın yuvarlak olduğu yazılsa bile insanların bazıları hâlâ bu görüşü kabul etmiyor; Dünya’nın düz olduğuna inanıyorlardı. Onlara göre Dünya yuvarlak ise Dünya’nın alt tarafında bulunanlar neden düşmüyordu?

Dünya’mız çekme özelliği sayesinde bizi tutar. Havaya atılan topu yere çeken Dünya, bizim de uzaya düşmemizi engeller.

Kitaplardan Dünya’nın flekli ile ilgili bilgileri okuyan Cristoph Colomb (Kristof Kolomb), “Dünya yuvarlak ise batı yönünde giderek yapacağım deniz yolculuğu ile Atlas Okyanusu’nu aşıp Hindistan’a ulaşabilirim.” diye düşündü. Çünkü o dönemde Avrupa’dan Hindistan’a kara yolculuğu ile ulaşmak çok zordu. Bu düşüncesini gerçekleştiren Colomb, yolculuğunu tamamlayarak Hindistan’a geldiğini zannederken hiç bilinmeyen bir kıta olan Amerika’yı keşfettiğinin farkında değildi.

Daha sonra benzer bir yolculuğa Magellan (Macellan) çıkmıştı. Ona göre de Dünya yuvarlaksa başladığı noktadan itibaren sürekli aynı yönde giderse yine aynı noktaya dönmeliydi. Kendisi bir çatışmada öldüğü için bu yolculuğu tamamlayamadı ama yola birlikte çıktığı gemilerden biri bunu başardı. Böylece hem Dünya’nın yuvarlak olduğu ispat edildi hem de Dünya’nın etrafında ilk kez tam bir tur atılmış oldu.

İnsanlar geçmişte Dünya’nın düz olduğuna inanmışlarsa da bilimin ışığında teknolojinin ilerlemesiyle Dünya’nın küre şeklinde olduğu ispatlanmıştır.

Dünya’nın şekli ile ilgili bilimsel çalışma yapmış bilim adamları kimlerdir?

Thales (Tales)
MÖ 636 – 546
Daha çok matematik alanında çalışan ünlü bilgin Dünya’nın yarım küre biçiminde olduğunu savundu. Ona göre tepsi biçiminde
olan Dünya suda yüzmekteydi.

Pisagor
MÖ 580 – 500
Yunanlı bilgin döneminin en saygın kişilerindendi. Evrende sayıların büyük bir önemi olduğunu ve her şeyin denge içinde bulunduğunu öne süren ünlü bilgin gök cisimleri ile Dünya’nın küre biçiminde olduğuna inanıyordu.

Aristo
MÖ 382 – 320
Yunanlı bilgin; matematik, biyoloji ve felsefe ile uğraşmıştır. Dünya’nın yuvarlak olduğu görüşünü ileri sürmüştür.

Birunî
MS 972 – 1050
Harezm’de doğduğu tahmin edilen bilgin, çağının ünlü bir matematikçisi ve coğrafyacısı olarak bilinir. Dünya’nın küre biçiminde olduğunu savunmuştur. Dünya’nın yarıçapını ve çevresini hesapladı. Yaptığı hesaplamaların sonuçları gerçeğe çok yakındı.

Kepler
MS 1571 – 1630
Alman asıllı gök bilimci Dünya’nın kutuplardan basık bir küre olduğunu kanıtlamıştır.

Eskiden insanların çoğu Dünya’nın düz olduğunu zannediyor ve denizde gemilerle uzaklara gitmekten çekiniyordu. Bir grup insan ise Dünya’nın top gibi yuvarlak olduğunu düşünüyordu.

Tüm bu bilgilerden sonra günümüzde bilimin ilerlemesi ve bu doğrultuda teknolojinin de hızla gelişmesiyle şüpheye yer bırakmaksızın
Dünya’nın şeklinin uzaydan gözlemlenebilmektedir.

Dünya’mızın şekli küreye benzer.

Günümüzde astronotlar ve yapay uydular tarafından uzaydan çekilen fotoğraflarda Dünya’mızın küreye benzer şekli net olarak görülmektedir.

İtalya’nın Pisa kentinde doğan Galileo, gökyüzünü gözlemlerken Uluğ Bey’in çalışmalarından yararlandı. Dünya’nın yuvarlak olduğunu ve öteki gezegenlerle birlikte, Güneş çevresinde döndüğünü savundu. Ancak ülkesindeki insanlar o dönemde bilime gereken değeri vermediklerinden Galileo’nun çalışmalarını küçümsediler. Onlar Dünya’nın yuvarlak olduğuna ve döndüğüne inanmıyorlardı. Galileo’nun ortaya koyduğu bilimsel gerçekleri de dinî inançlarına karşı yapılmış bir saygısızlık olarak görüyorlardı. Bu nedenle Galileo kilise tarafından yargılanarak cezalandırıldı.

Dünya’nın şeklinin küreye benzemesine;
uçağın sürekli aynı yönde giderek başladığı noktaya ulaşması, uzaktan gelen geminin birden tamamının görülmemesi, doğmakta olan güneşin yavaş yavaş görülmesi, güneşin batarken yavaş yavaş gözden kaybolması, Dünya’nın ay üzerine düşen gölgesi, uzaydan çekilen fotoğraflar örnektir.

Denizden sahile doğru yaklaşan geminin gövdesi başta tamamen görülmez, yaklaştıkça görülür. Yine uzaydan çekilen fotoğraflar ve aynı yönde giderek başlanılan noktaya dönmek de Dünya’nın yuvarlak şeklini açıklar.

Dünya’mızın Katmanları Nelerdir?

Dünya’nın gözlemlenebilir katmanları:

Dünya’mız farklı özelliklere sahip iç içe katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanlardan bazılarını görür, hisseder hatta dokunur ve üzerinde yaşarız. Dünya’mızdaki karalar ve sular bu katmanlardandır. Dünya’mızı çevreleyen bir de hava katmanı vardır. Bu katmanlar, Dünya’mızın gözlemlenebilir katmanlarıdır ve canlılar için çok önemlidir.

Hava Küre: Dünya’mızı uzay boşluğuna kadar çepeçevre saran gaz örtüsünün bulunduğu katmandır. Atmosfer olarak da adlandırılan hava küreyi, su ve taş küre gibi gözümüzle göremeyiz. Hava kürede toz, su buharı gibi maddeler ve tüm canlıların soluduğu hava bulunur. Hava küre, taş küre ve su küre ile temas hâlindedir. Dünya’mızı Güneşin zararlı ışınlarından korur.

Hava olayları bu katmanda gerçekleşir. Hava kürenin alt sınırı taş küre ve su küre ile çakışır, üst sınırında ise uzay yer alır. Taş küre üzerinde yaşayan canlılar aynı zamanda hava kürede de bulunurlar.

Su Küre: Dünya’mızdaki suların, denizlerin, göllerin, akarsuların, yer altı su kaynaklarının ve okyanusların oluşturduğu katmandır. Uzaydan bakıldığında Dünya’mız masmavi görünür. Çünkü Dünya yüzeyinin yaklaşık dörtte üçünü su küre kaplar. Sularla çevrilmiş çok büyük kara parçaları kıtaları oluşturur. Okyanuslar da bu kıtaların arasında bulunan ve birbiriyle bağlantılı olan büyük su kütleleridir. Denizde derinlere dalındığında oradaki tepeler ve düzlükler görülebilir. Su kürede yaşayan canlı çeşidi oldukça fazladır.

Su küre Dünya’nın % 71’ini oluşturur. Yeryüzündeki en büyük su kütleleri olan okyanuslar kıtaları birbirinden ayırır, kanallar ve boğazlarla birbirine bağlanırlar, okyanuslardan sonra en büyük su kütleleri buzullardır ve büyük buz kütlelerine buzul denir. Kutuplarda sıcaklık çok düşük olduğundan su buzul olarak bulunmaktadır.

Taş Küre: Bahçede oynarken, kırlarda koşarken Dünya katmanlarından biri olan taş kürenin üzerinde bulunuruz. Karaların oluşturduğu bu katman yer kabuğu olarak da adlandırılır. Bu katmanda Dünya’mızın katı yüzeyini oluşturan kıtalar, ovalar, dağlar, tepeler ve deniz tabanları gibi yapılar vardır. Yer kabuğu Dünya’mızın her yerinde aynı kalınlıkta değildir. Bu katman Dünya’nın büyüklüğü ile kıyaslandığında oldukça incedir. Çeşitli kayaçlardan ve topraktan oluşan yer kabuğu, dünya yüzeyinin dörtte birini kaplar. Su kürede olduğu gibi taş kürede de canlı çeşidi fazladır.

İnsanların ve hayvanların bir kısmının üzerinde yaşadığı, yuva yaptığı ve besinlerini elde ettiği, bitkiler için tutunma yüzeyi
oluşturan katmandır. Deprem olarak bilinen doğal afetler, bu kürede meydana gelir.

İçinde neler olduğunu daha iyi anlayabilmek için Dünya’mız ile elma arasında benzerlik kuralım. Elmayı ortadan ikiye böldüğümüzde onun kabuk, iç kısım ve çekirdek olmak üzere üç bölümden oluştuğunu görürüz. Dünya’mız da tıpkı bir elma gibi yer kabuğunun altında iki katmana daha sahiptir. Elmada olduğu gibi Dünya’mızın da dış kısmında ince bir katman olan taş küre vardır. Dünya’mızın en içteki katmanı çekirdektir. Bu iki katmanın arasındaki bölgede ise ateş küre yer alır.

Suda ve toprakta hava bulunur. Toprağın içindeki hava, bitkilerin büyümesi ve toprakta yaşayan diğer canlıların solunumu için önemlidir.

Dünya’nın gözlemlenemeyen katmanları:

Bilim insanları hava, su ve karaların yanı sıra yerin altındaki tabakaların yapısını da açıklamak için küresel katmanlardan oluşan bilimsel bir model kullanmışlardır.

Ateş Küre: Bu katmanın diğer adı mantodur. Yer kabuğunun altında bulunan çok sıcak bir
katmandır. Bu sıcaklık öyle yüksektir ki ekmek pişirilen 300 °C sıcaklığındaki fırınlardan bile on kat daha fazladır. Ateş küre bu sıcaklığı ile içindeki maddeleri eriterek akışkan bir hâle getirir. Akışkan hâldeki maddeler sürekli hareket hâlindedir. Ateş küredeki bu eriyik maddeler magma olarak adlandırılır. Magmaların yeryüzüne çıkması sonucu yanardağ püskürmeleri oluşur. Yanardağ ve volkanlardan çıkan lavlar ateş küre katmanından gelir, yeryüzüne çıkan magma lav olarak adlandırılır.

Ağır Küre (Çekirdek): Dünya’nın merkezindeki katmandır. Dolayısıyla en içte bulunan bu katman aynı zamanda hem en kalın hem de
en sıcak katmandır. Çekirdeğin sıcaklığı öyle fazladır ki bu sıcaklıkta yeryüzündeki bütün maddeler erir ya da bozunur. Ağır metalleri (demir, nikel, kobalt vb.) erimiş hâlde bulundurduğundan ağır küre ismini almıştır. Dünya’nın çekirdeği çok yüksek sıcaklığa sahiptir ve bu sıcaklığa bilinen hiçbir madde direnç gösteremez. Bu sebeple, Dünya’nın iç katmanlarına ulaşılamamaktadır.

Dünya’nın Katmanları Kaça Ayrılır?

Gözlemlenebilen Katmanlar

Hava Küre (Atmosfer): Dünya’nın en dış katmanıdır. Canlılar için gerekli gazlar bu katmanda atmosferde bulunur.
Su Küre: Taş küre ile iç içedir. Canlılar için önemli bir yaşam kaynağıdır.
Taş Küre (Yer Kabuğu): En ince katmandır. Kalınlığı okyanus dibinde az, dağlık bölgelerde çoktur. Katı hâldeki kayaçlardan oluşur. Su küreyle iç içedir. Derinliklerine inildikçe sıcaklığı artar.

Gözlemlenemeyen Katmanlar

Ateş Küre (Manto): Taş küreden kalın, ağır küreden incedir. Sıcaklıktan dolayı erimiş maddelerden oluşur. Yer kabuğundan çok, çekirdekten az sıcaktır. İçine doğru ilerledikçe sıcaklık artar.
Ağır Küre (Çekirdek): En kalın, en sıcak, en ağır ve en içteki katmandır. Sıcaklığı çok yüksek olsa da katı ya da katıya yakın maddelerden oluşur.

Hava küre, su küre ve taş küre (yer kabuğu) Dünya’mızın gözlemlenebilir katmanları iken ateş küre ve çekirdek gözlemlenemeyen katmanlarıdır. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde Dünya’mızın katmanları ile ilgili araştırmalar daha kapsamlı hâle gelmiştir. Bu araştırmalar sonucunda bilim insanları hava, kara ve suların yanında yerin altındaki küresel katmanları da gösteren bilimsel bir model ortaya koymuştur.

Dünya’mızın katmanları dıştan içe doğru hava küre, su küre, taş küre (yer kabuğu),
ateş küre ve çekirdek olarak sıralanır. Yer kabuğunun altındaki katmanlara iliflkin bilgi
edinmek amacıyla bilim insanları günümüze kadar ancak 10 km derinliğe inebilmifllerdir.
Görünmeyen iç katmanlarla ilgili çalışmalar günümüzde de devam etmektedir. Bilimin
ışığında teknolojinin her geçen gün daha da hızlı ilerlemesiyle Dünya’mızla ilgili yeni
bilgilere ulaşılmaktadır.

Dünya’nın şekli ve hareketleriyle ilgilenen bilim dalına gök bilim (astronomi), bu bilim dalında çalışan insanlara da gök bilimci (astronom) denir.

Dünyanın şekli yuvarlak olduğundan uçak tekrar başladığı noktaya döner.

Dünya’nın şeklinin yuvarlak oluşunu Güneş’in doğuşu ve batışı sırasındaki görüntüleri, uzaktan gelen geminin birden tamamının görülmemesi, Dünya’nın Ay üzerine düşen gölgesi açıklar.

Günümüzde, gelişen teknoloji sayesinde uzaydan Dünya’nın şekli tam olarak gözlenebilmektedir.

Dünyamızı Tanıyalım - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

ÖNE ÇIKAN KATEGORİLER

RASTGELE İÇERİKLER

Okul Kılı kırk yarmak deyiminin anlamı nedir? Duyurdu dünyaya, Türkün gücünü şiiri Öfkemizi Nasıl Kontrol Edebiliriz? Dünya Kız Çocukları Günü Ay Yıldız Akrostiş Şiiri

FACEBOOK'TA BİZ

Online İlkokul

Hoşgeldiniz

Online İlkokul Sanal Alemin İlkokulu - Tüm Hakları Saklıdır