Kahkaha

Bayıldım

Cool

Kızgın

Mahcup

Öğretici

Şaşkın

Suskun

Tatlı

Üzgün

Süper

Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışı

Ana Sayfa » Genel » Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışı
Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışı

Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışı

Çağdaşlaşma, gerek düşünüş biçimi gerekse kurumlar açısından, çağın gerektirdiği yaşam şekline geçme, geçebilme demektir.

Çağdaşlaşma, her bakımdan içinde bulunduğumuz zamanın gereklerini benimseme, o gereklere uyma, o gerekleri yerine getirme demektir.

Çağdaşlaşma, çağın gelişmiş kurumlarına, gelişmiş uygarlık düzeyine ulaşabilmek için gerekli olan ekonomik, toplumsal, psikolojik, siyasal değişmeyigerçekleştirmek demektir.

Çağdaşlaşma, sadece ekonomik ve sanayileşme alanında değil, diğer alanlarda da yenileşmeyi amaçlamaktadır.

Atatürk, Osmanlı siyasal, sosyal, hukuksal, kültürel, estetik hayat biçimi ve kurumlarını değiştirirken batıya yönelmiştir. Çünkü bunlar belirli bir uygarlığın ürünüdür. Atatürk’ün deyişiyle ülkeler çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bu uygarlık ise batı’da vardır.

Atatürk’ün batılılaşmaktan amacı çağdaşlaşmaktır. Batıyı taklit etmek değildir. Körü körüne batılılaşma değildir. Kurtuluş mücadelesini verdiği batıya yönelmesinin temelinde çağdaş uygarlık düzeyi vardır. Batı’ya rağmen batılılaşma amacında taklitçilikten uzak Muasır Medeniyet içinde kendi değerleri ve kurumları ile çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış bir Türkiye vardır.

Atatürkçü çağdaşlaşma anlayışında milli ve manevi değerler korunup geliştirilirken, çağla bütünleşmek esastır.

Atatürk’ün gösterdiği hedef muasır medeniyet seviyesidir, hatta onun üzerine çıkmaktır. Bunun gerçekleşebilmesi çağdaşlaşmanın sürekliliğiyle mümkündür. Osmanlı Devleti yeniliklere kapalı kaldığı için çökmüştür. Türkiye Cumhuriyeti bu duruma düşmemek için yenilikleri sürdürmeye devam etmek mecburiyetindir. Uygarlık sürekli gelişmektedir. Çağa uyum sağlayabilme, bu gelişmeyi izlemekle mümkündür. Uygarlaşamamış devlet ya da milletlerin durumlarının perişanlığı göz önündedir.

Milli Benliğini koruyup geliştirebilen ve çağla bütünleşebilen bir Türkiye, gelişmiş, uygarlaşmış devletlerin arasında yerini alabilecektir.

Atatürk, ”Türkiye Cumhuriyetinin payidar olması için çağdaş medeniyetin bir ortağı, bir parçası haline gelmek bin bir fedakârlıkla sağlanan bağımsızlığın muhafazası için şarttır” diyerek, milli bağımsızlığın elde edildikten sonra ancak çağdaşlaşarak korunabileceğini ifade etmektedir.

Atatürk önderliğinde başlatılan Türk çağdaşlaşması, herhangi bir dış baskıdan kaynaklanmadığı gibi, tam aksine “batıya rağmen batılaşmak” şeklinde vücut bulmuştur. Türk çağdaşlaşması, tarihin derinliklerinden inen tecrübelerin ve Türk toplumunun beklentileri ve ülkenin ihtiyaçları ışığında şekillenmiştir.

Atatürkçü çağdaşlaşmanın temelinde devlet olarak tam bağımsızlık, millet olarak egemenlik, birey olarak hak ve hürriyetler söz konusudur. Ancak bu nitelikte ve bu ortam içerisinde çağdaşlaşma bir değer ifade eder. Bağımsızlıktan ve egemenlikten yoksun mandater çağdaşlaşma, temel hak veya özgürlüklerden yoksun totaliter çağdaşlaşma; çağdaş bir ilerleme, çağdaş bir yaşam olamaz.

Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışı - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

ÖNE ÇIKAN KATEGORİLER

RASTGELE İÇERİKLER

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinde öğrencilerce içselleştirilmesi öngörülen değerler nelerdir? Doğa Konulu Şiirler Güçlü akrabalık ilişkileri bize neler kazandırır? İnternet ne işe yarar? Bağışıklık Sistemi Anneler Günü

FACEBOOK'TA BİZ

Online İlkokul

Hoşgeldiniz

Online İlkokul - Tüm Hakları Saklıdır